Aof-Kamu-Yönetimi-Türk-Siyasal-Hayatı-Ders-Özeti

                      TÜRK SİYASAL HAYATI

 

 

 1.ÜNİTE

 

 

 

 

 

 

 

*Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi 1876 yılında ilan eden ve ilk Mebusan Meclisini 1877’de açan: II. Abdülhamit

 

 

 

Osmanlı ittihat ve Terakki Cemiyetin amacı :  II. Abdülhamit’i tahttan indirmek ve anayasayı yeniden getirmek

 

 

 

*Prens Sabahattin ; siyasal alanda: Ademi merkeziyetçi/federalist bir yönetimi

 

                                 iktisadi alanda ise; özel teşebbüs’ü savundu.

 

 

 

*1902 yılında düzenlenen Osmanlı Liberalleri Kongresi’ne katılan gruplar: Jön Türk grupları, Ermeni, Bulgar ve Rum örgütleriyle Arnavut ve Yahudi

 

 

 

*Ahmet Rıza, ittihat ve Terakki Cemiyetini, Prens Sabahattin ise önce Osmanlı Liberalleri Cemiyetini, 1906’da da Teşebbüs-ü şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyetini kurdu.

 

*Mehmet Talat Bey ve arkadaşları 1906 yılında Selanik’te Osmanlı Hürriyet Cemiyetini kurdular.

 

 

 

***Cemiyetin on kurucusundan yedisi asker, üçü ise sivildi

 

 

 

iTC’nin Selanik’te tutunmasının nedenlerinden biri, şehrin 18. yüzyıldan beri Osmanlı imparatorluğu’nun önde gelen ticaret merkezlerinden biri olması

 

 

 

İTC’nin kısa sürede Makedonya’da yayılmasının en önemli nedenlerinden biri; Bölgenin Yunan, Bulgar, Makedon ve Sırp milliyetçiliklerinin merkezî olması

 

 

 

iTC’nin amacı: Yeterince güçlendiğinde istanbul’a giderek II. Abdülhamit’i devirmek ve meşrutiyeti ilan etmek

 

 

 

Kolağası : Osmanlı ordusunda  yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan bir rütbe.N

 

 

 

Anayasanın ilanından sonra yapılması gereken ilk iş : Mebusan Meclisi seçimleri

 

 

 

***ilk kez ikinci Meşrutiyet Dönemi’nde Osmanlı toplumu çok partili siyasal hayata geçiyordu.

 

 

 

Anayasada “Meclis-i Umumi” adı verilen genel meclis iki kanattan oluşuyor

 

  1.Kanadı padişahın atadığı üyelerden oluşan “Heyet-i Âyan”

 

  2.Kanadı seçmenlerin oylarıyla seçilmiş milletvekillerinden oluşan “Heyet-i Mebusan”

 

 

 

***Seçimlerle iş başına gelen meclis, Türk, Arap, Arnavut, Kürt, Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Ulah ve Musevilerin yer aldığı toplam 281 mebustan oluşuyordu.

 

 

 

***ikinci Meşrutiyet’in ilk parlamentosu 17 Aralık 1908’de, kalabalık  bir halk kitlesinin sevinç gösterileriyle Sultanahmet’teki Darülfünun binasında toplandı.

 

 

 

iTC muhalefet grupları :

 

*Prens Sabahattin’in fikirlerine dayanan Ahrar Fırkası

 

*Alt düzeyde ulemadan ve tarikat şeyhlerinden oluşan muhafazakâr çevreler

 

 

 

*12 Nisan 1909 tarihinde istanbul’daki bazı askerî birliklerin ani bir biçimde ayaklanması üzerine, eski takvime göre 31 Mart isyanı olarak adlandırılan ayaklanma başladı

 

*27 Nisan’da ise II. Abdülhamit isyana destek verdiği gerekçesiyle tahttan indirildi ve yerine küçük kardeşi Mehmet Reşat Efendi padişah ilan edildi.

 

 

 

1909-1913 Dönemi Siyasal Yaşam

 

En önemLi özeLLikLeri: Çeşitli sınıfsal, etnik, dinsel, entelektüel ve mesleki grupların dernekler, siyasal partiler, meslek örgütleri ve dergiler etrafında örgütlenmeleridir..

 

 

 

***iTC’ye karşı canlanan liberal ve muhafazakâr muhalefet, 21 Kasm 1911 tarihinde Hürriyet ve itilaf Fırkası adı altında birleşti.

 

 

 

***iTC’nin baskı yollarına başvurarak kendi adaylarını seçtirmesi nedeniyle “Sopalı Seçimler” olarak anıldı.

 

 

 

Babıâli Baskını ve ittihat ve Terakki iktidarı

 

 

 

Babıâli: Osmanlı Devleti’nde istanbul’da sadaret(Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (içişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile şuûrayi devlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti.

 

 

 

***Karadağ’ın 8 Ekim 1912’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesi ve Sırbistan,Bulgaristan, Yunanistan’ın da katılmasıyla Balkan Savaşları başladı.

 

 

 

***Ocak 1913 darbesinden sonra İTC, iç siyasete tamamen hakim oldu.

 

 

 

***10 Haziran 1913’te imzalanan Londra Antlaşması’yla Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısında kalan tüm Balkan topraklarını kaybetti.

 

 

 

*Babıâli darbesinden sonra sadrazamlığa getirilen; Mahmut şevket Paşa

 

 

 

***Talat Bey, 12 Haziran 1913’te kurulan Sait Halim Paşa kabinesinde bir kez daha Dâhiliye Nazırı oldu.

 

 

 

***1917’de ise sadrazamlığa yükselerek Talat Paşa oldu.

 

 

 

***1914 yılı başlarında rütbesi paşalığa kadar yükseltilen Enver Paşa, yeni kabinede Harbiye Nazırı oldu.

 

 

 

***Cemal Bey  paşalığa yükseltildi sırasıyla Nafıa Nazırı ve Bahriye Nazırı oldu.

 

 

 

*Birinci Dünya Savaşı süresince tüm otoriteyi elinde tutan üç kişilik idare: Enver,Talat ve Cemal triumvirası

 

 

 

Türkçülük ideolojisinin Yükselişi

 

 

 

*II. Meşrutiyet’in resmî ideolojisi: Osmanlıcılık

 

 

 

*Osmanlıcılık ideolojisi:Osmanlı idaresi altında yaşayan tüm dinsel ve etnik unsurları Osmanlı vatanı ve Osmanlı hanedanına sadakat temelinde birleştirme ülküsüdür.

 

 

 

*inanç ve dil farkı gözetmeksizin tüm unsurların anayasal, parlamenter bir monarşi içinde eşitliğini öngören; Osmanlıcılık

 

 

 

*Osmanlıcılık benimsediği fikir: ittihad-ı Ânasır (unsurların birliği)

 

 

 

***Osmanlıcılığa en önemli darbeyi Balkan Savaşları vurdu.

 

 

 

Türkçülüğün bu yıllarda sistematik bir fikir akımı olarak gelişmesini sağlayan düşünür, aynı zamanda iTC’nin ideologu olan; Ziya Gökalp’tir.

 

 

 

ZİYA GÖKALP

 

*Gökalp’in Türk milliyetçiliğine ilişkin fikirleri en olgun ifadesini “Türkleşmek, islamlaşmak, Muasırlaşmak” ve “Türkçülüğün Esasları” adlı iki eserinde bulur.

 

*Gökalp’in önerdiği Türk milliyetçiliği ortak kültürel değerler, ortak dil ve alışkanlıklara dayalı kültürel bir milliyetçiliktir.

 

*Gökalp, bir milleti birleştiren unsurlar içinde en çok dile önem verir.

 

*Gökalp’e göre islamiyet, siyasal bir model olmaktan çok, toplumu birleştiren önemli bir kültürel unsurdur.

 

*Medeniyet kavramını tüm milletlerce paylaşılan akla dayalı bilgi, teknoloji ve değerler olarak tarif eder.

 

 

 

***Yusuf Akçura, 1904’te yayımladığı Üç Tarz-ı Siyaset adlı makalesinde, Türk etnik kimliğini öne çıkaran, ırk ve kültür temeline dayalı Türk dünyası formülüyle Pantürkizmin ilk tutarlı ifadesini yazmıştır.

 

 

 

I. Dünya Savaşı ve Osmanlı imparatorluğu’nun Sonu

 

 

 

*28 Haziran 1914’te Avusturya arşidükü Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesiyle Avusturya Sırbistan’a savaş ilan etti.

 

 

 

*Gizli Alman-Türk ittifakı 2 Ağustos 1914 tarihinde imzalandı.

 

 

 

*Osmanl› ordular› Kafkasya, Çanakkale, Hicaz-Yemen, Sina ve Filistin, Irak, Makedonya ve Galiçya cephelerinde savaştılar.

 

 

 

*1918 yılında savaş ittifak Devletleri’nin yenilgisiyle sonuçlanınca, Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’te Mondros Ateşkes Antlaflması’nı imzaladı..

 

 

 

YEREL DiRENiŞ HAREKETLERi VE MERKEZÎLEŞME

 

 

 

*30 Ekim 1918’de İtilaf Devletleri’yle Osmanlı Devleti arasında Mondros Mütarekesi imzalandı.

 

 

 

*Anlaşmanın 1. maddesiyle Karadeniz’e geçiş güvenliğini sağlamak üzere, Boğazların kontrolü itilaf Devletleri’nin eline geçiyordu.

 

 

 

*5. maddeyle, güvenlik amacıyla tutulan az sayıda asker dışında, Osmanlı ordusu tümüyle terhis edilecekti

 

 

 

*7. ve 24. maddeleri ise Anadolu’nun işgaline zemin hazırlıyordu.

 

 

 

*7. maddeye göre itilaf Devletleri güvenliklerine yönelik herhangi bir tehdit durumunda istedikleri stratejik noktaları ele geçirebileceklerdi.

 

 

 

*24. maddeye göre ise Erzurum, Van, Elazığ, Bitlis, Diyarbakır ve Sivas vilayetlerinde karışıklık çıkması durumunda bu bölgelerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdi.

 

 

 

***İtilaf Devletleri donanması, 13 Kasım 1918’de istanbul limanına gelerek işgali başlattı.

 

 

 

***Osmanlı Mebusan Meclisi, 21 Aral›k 1918’de, Padişah Vahdettin tarafından feshedildi.

 

 

 

***Yunan ordusu, 15 Mayıs 1919’da izmir ve çevresini işgale başladı.

 

 

 

Manda: I. Dünya Savaşı’ndan sonra, kimi az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek Uluslar Birliği (Cemiyet-i Akvam) adına yönetmek üzere kimi büyük devletlere verilen vekilliktir.

 

 

 

Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (MHC) amacı :  Bölgelerini işgalden kurtarmak

 

 

 

***Direniş hareketini yönlendirmek için 1918 yılının sonlarında, Talat Paşa’nın ülkeyi terk etmeden önce verdiği direktif doğrultusunda, Kara Kemal ve Kara Vasıf’ın girişimleri ile Karakol Cemiyeti adıyla bir gizli örgüt kuruldu.

 

 

 

** 10 Temmuz’da I. Edirne Kongresi

 

** 28 Haziran-12 Temmuz arasında I. Balıkesir ,26-30 Temmuz arasında II. Balıkesir Kongreleri,

 

** 6-9 Ağustos arasında I. Nazilli Kongresi

 

** 16-25 Ağustos arasında Alaşehir Kongresi

 

 

 

Mustafa Kemal Paşa ve Yerel Direniş Hareketlerinin Merkezîleşmesi

 

 

 

***Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçtiği ilk günlere rastlayan Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’ya liderlik yolunu açması ve direnişi merkezileştirecek ilk adımları atması açısından büyük önem taşır.

 

 

 

***23 Temmuz-7 Ağustos arasında gerçekleşen Erzurum Kongresi, 10 maddelik bir bildirinin yayımlanmasıyla son buldu.

 

 

 

***SİVAS Kongre’de alınan en önemli karar,bütün MHC’lerin merkezî bir yapı altında toplamasıdır

 

Bu amaçla yürürlükteki Cemiyetler Kanunu’na uygun olarak Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (A-RMHC) adıyla bir cemiyet kuruldu.

 

 

 

***Sivas Kongresi’nin kararlarına ilk tepki Erzurum örgütünden geldi

 

 

 

***Karakol Cemiyetinin başkanı Kara Vasıf Bey Alaşehir Kongresi’nde umum kumandan olarak seçilmiş, kongre ayrıca direniş hareketinin siyasal koordinasyonunu sağlamak üzere Encümen-i Müdiran adıyla bir yürütme organı kurmuştu.

 

 

 

***Sivas Kongresi, aynı zamanda Ali Fuat (Cebesoy) Paşa’yı “Umum Kuva-yi Milliye Başkumandanı” olarak atayıp Vasıf Bey’in unvanını yok saydı.

 

 

 

***Karakol Cemiyeti, 16 Mart 1920’de ingilizlerin istanbul’u işgalinin ardından Kara Vasıf Bey ve önde gelen liderlerin tutuklanarak Malta’ya sürgün edilmesiyle ancak son buldu.

 

 

 

***16 Mart 1920’de istanbul’un işgal güçleri tarafından resmen işgal edilmesi ve kent yönetimine el konulması, son Osmanlı Mebusan Meclisinin dağılması ve 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) toplanması, yerel örgütlerin A-RMHC çatısı altında toplanmasını hızlandırdı.

 

 

 

***TBMM’nin açılmasıyla meclisin tüm üyeleri A-RMHC’nin temsilcisi sayıldılar.

 

 

 

***Heyet-i Temsiliye’nin yerini ise Büyük Millet Meclisi Başkanlığı aldı.

 

 

 

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve istanbul’un işgali

 

 

 

***Mustafa Kemal Paşa’nın, Sivas Kongresi’ni engellemeye çalışan Damat Ferit Paşa hükûmetiyle tüm ilişkilerin kesilmesi yönünde verdiği talimata uyulması sonucu, etki alanı istanbul ve civarıyla sınırlı kalan hükûmet 1 Ekim 1919’da istifa etti.

 

 

 

***28 Ocak 1920’de kabul edilen Misak-ı Milli, Sivas ve Erzurum Kongreleri’ni

 

esas alan bir metindir.

 

 

 

***Gelişmelerden rahatsız olan itilaf Devletleri 16 Mart’ta kent yönetimine el koyarak

 

istanbul’u resmen işgal etti.

 

 

 

**istanbul’un işgal edilmesi ve meclisin dağılmasının yaratt›¤› en önemli sonuçları

 

ndan biri, A-RMHC’nin, tüzü¤ünün 4. maddesi uyarınca ülke yönetimini üstlenmesidir.

 

 

 

**İstanbul’un işgal edilmesi ve meclisin dağilmasının yarattığı en önemli sonuçlarından biri: A-RMHC’nin, tüzüğünün 4. maddesi uyarınca ülke yönetimini üstlenmesidir.

 

 

 

**23 Nisan 1920’de ilk toplantısın yapan; Birinci Meclis’tir.

 

 

 

***29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu kabul edildi.

 

 

 

***TBMM böylece kendisini yasama ve yürütme erkine sahip tek meşru siyasal organ olarak Tanımladı.

 

 

 

***5 Eylül 1920 tarihli Nisab-ı Müzakere Kanunu, meclis üye sayısındaki belirsizliği giderdi.

 

 

 

***TBMM’nin çözmeye çalıştığı sorunlardan biri de büyüyen asker kaçakları sorunu TBMM

 

bu amaçla 11 Eylül l920’de, “Firariler Hakkında Kanun”la istiklal Mahkemeleri’ni kurdu

 

 

 

***17 şubat 1921’de verilen bir kararla, zorunluluk hâlinde meclisin karar ve onayıyla gerekli yerlerde yeniden kurulmak üzere, Ankara istiklal Mahkemesi dışındaki istiklal Mahkemeleri’nin faaliyetlerine son verildi.

 

 

 

***TBMM’nin en önemli yasama faaliyetlerinden biri,Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’dur.

 

 

 

***20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, rejimin temellerini halk egemenliği ve meclis üstünlüğü üzerinden tanımlayan ilk anayasadır.

 

 

 

*1921 Anayasası’nın özgün yanlarından biri de yerel yönetimlere sağladığı özerklik

 

 

 

 1921 Anayasasyasası’nın ilk üç maddesi rejimin temel niteliklerini belirler.

 

1. madde: Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu ilkesini kabul eder.

 

2. madde, TBMM’nin milletin tek ve gerçek temsilcisi olduğunu ve yasama, yürütme kuvvetlerinin

 

TBMM’de toplandığını belirtir.

 

3. madde; Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti ‘Büyük Millet Meclisi hükûmeti’ unvanını taşır.

 

 

 

***1921 Anayasası’nın 9. maddesi TBMM başkanına, meclis adına imza koyma ve yürütme organı olan Heyet-i Vekile’nin kararlarını onaylama yetkisi veriyordu.

 

 

 

10 Ağustos 1920’de istanbul hükûmeti ile itilaf Devletleri arasında imzalanan; Sevr Antlaşması

 

 

 

***Sevr Antlaşması Osmanlı hükûmeti tarafından imzalanmasına karşın, 16 Mart 1920’den itibaren istanbul’un yapmış olduğu bütün antlaşmaları geçersiz sayan Kanun uyarınca Ankara hükûmeti tarafından geçersiz sayıldı.

 

 

 

***Damat Ferit Paşa hükûmetinin 17 Ekim 1920’de istifa etmesi üzerine yeni hükûmet Ankara ile iş birliği içinde çalışan Tevfik Paşa tarafından kuruldu.

 

 

 

***10 Mayıs 1921’de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nu (ARMH Grubu) kurdu.

 

 

 

***Kritik askerî durum nedeniyle, 5 Ağustos 1921’de Başkumandanlık Kanunu kabul edildi.

 

 

 

***Başkumandanlık yetkilerinin tartışıldığı bir başka konu da istiklal Mahkemeleri 1922 yılı başlarında mahkemelerin meclis denetimine girmesi ve kaldırılması yönündeki muhalefet arttı.

 

 

 

***Mustafa Kemal Pafla’n›n elinde olağanüstü yetkilerin toplanması karşısında meclis üstünlüğünü savunan bu grup, 1922 Temmuz’unda, ikinci Müdafaa-i Hukuk Grubu adı altında örgütlendiler.

 

 

 

 A-RMH Grubu’yla aynı adı paylaştığı için iki grubu birbirinden ayırmak üzere A-RMH Grup:Birinci Grup

 

 

 

Muhaliflerim kurduğu grup: ikinci Grup

 

 

 

***Grup Hüseyin Avni (Ulaş), Vasıf (Karakol), Mehmet Besim (Fazlıoğlu), Süleyman Necati (Güneri), Rıfat (Çalıka), Salahattin (Köseoğlu) ve Emin (Geveci) Beyler tarafından kurulmuştu.

 

 

 

ikinci Grup’un kuruluşunu hızlandıran etmen : Birinci Grup’tan bazı mebusların, meclis çoğunluğunu denetim altına almak ve böylece önemli meseleleri meclisten geçirebilmek için, Selamet-i Umumiye Komitesi adıyla gizli örgüt kurmaları

 

 

 

***Nihayetinde meclisin meşruiyetine gölge düşürmeden,güçlenen muhalefete karşı bir önlem olarak Selamet-i Umumiye Komitesi adı altında gizli bir komite kuruldu.

 

 

 

ikinci Grup’un temel ilkesi: ülkede kanuna dayalı bir yönetimin kurulması

 

 

 

***ikinci Grup’un ilk programı 16 Temmuz 1922’de açıklandı

 

 

 

***8 Temmuz 1922’de, vekil seçimlerinde aday gösterme yöntemi yürürlükten kaldırıldı

 

 

 

***20 Temmuz 1922’de, Başkumandanlık Kanunu’nun, Başkumandan’a olağanüstü yetkiler veren ikinci maddesi yürürlükten kaldırıldı

 

 

 

***Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlık unvanı oy birliğiyle süresiz uzatıldı.

 

 

 

***31 Temmuz 1922’de istiklal Mahakimi Kanunu kabul edildi.

 

 

 

 

 

Saltanatın Kaldırılması ve Lozan Barış Antlaşması

 

 

 

***Türk ordusunun işgallere son veren kesin askerî zaferi 26 Ağustos 1922’de başlayan Başkumandanlık Meydan Savaşıyla geldi.

 

 

 

***18 Eylül’de Batı Anadolu’daki son Yunan askerleri Erdek’ten çekildi

 

 

 

***11 Ekim 1922’de Mudanya’da ateşkes antlaşması imzalandı.

 

 

 

***Yapılan oylamalar sonucunda saltanat 1 Kasım 1922’de oy birliğiyle kaldırılarak Osmanlı Devleti hukuken sona erdirildi.

 

 

 

***Saltanatın kaldırılması Cumhuriyete geçiş sürecinde çok önemli bir adımdı.

 

 

 

Lozan Görüşmelerine Katılan Devletler: Konferansa ingiltere, Fransa, italya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven devleti katıldı.

 

 

 

***Rusya ve Bulgaristan ise görüşmelerde kendilerini doğrudan ilgilendiren konularla ilgili temsil edildiler. ABD de görüşmelere gözlemci statüsünde katıldı.

 

 

 

 

 

***Türkiye’nin, Hariciye Vekili ismet Paşa’nın (inönü) başkanlığında bir heyetle katıldığı Lozan Konferansı, 20 Kasım 1922’de açıldı.

 

 

 

 Anlaşmaya varılan en önemli madde : Türk-Yunan nüfus mübadelesiydi.

 

 

 

**Meclis, 6 Mart’ta ismet Paşa başkanlığındaki heyeti Lozan görüşmelerinde yeniden yetkili kıldı. 1 Nisan’da ise meclisin seçimlere gidilerek yenilenmesine  karar verildi.

 

 

 

***Türk heyetinin kararlılığı sayesinde kapitülasyonlar kaldırıldı.

 

 

 

***Türkiye ile italya arasındaki anlaşmazlık, Türkiye’ye kabotaj hakkının tanınmasıyla giderildi.

 

 

 

***Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıklar da mutabakatla giderildi.

 

 

 

***Konferans, Musul ve Osmanlı borçlarının ödenmesi sorunlarının çözümü ileri bir tarihe ertelenerek, 24 Temmuz 1923’te sona erdi.

 

 

 

***Lozan Antlaşması, milletvekili seçimlerinden sonra iş başına gelen yeni meclis tarafından 11 Ağustos 1923’te onaylandı

 

 

 

Halk Fırkası’nın Kuruluş Hazırlıkları

 

 

 

***Mustafa Kemal Paşa 7 Aralık 1922’de, Ankara’da verdiği bir basın demecinde barıştan sonra Halk Fırkası adıyla bir siyasi parti kurma kararını açıklamıştır.

 

 

 

***8 Nisan 1923’te, meclisteki Birinci Grup’un bir fırkaya dönüştürülerek Halk Fırkası’nın kurulacağı açıklandı.Kurulacak fırkanın ilkeleri Dokuz Umde bildirisiyle yayımlandı.

 

 

 

***Halk Fırkası’nın kuruluşu Dokuz Umde’nin yayımlanmasından yaklaşık beş ay sonra 23 Ekim 1923’te gerçekleşti.

 

 

 

Seçimler ve Muhalefetin Tasfiyesi

 

 

 

***Meclisin 1 Nisan 1923 tarihli oturumunda, yeni seçimlerle meclisin yenilenmesine karar verildi

 

 

 

***Meclisin seçime gideceği karara bağlanınca yeni bir seçim kanunu düzenlendi. Yapılan yeni düzenlemeler arasında, seçmen yaşının 25’ten 18’e indirilmesi ve oy verebilmek için vergi ödeme koşulunun kaldırılması yer aldı..

 

 

 

***Birinci Meclis 6 Nisan 1923’te son toplantısını yaparak dağıldı. Birinci Grup,adaylarını belirlemek üzere Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında çalışmalarına başladı.ikinci Grup ise seçime katılmama kararı aldı.

 

 

 

**Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan bir değişliklikle ittihatçıların kendi adlarına seçime katılmaları engellendi

 

 

 

***Seçim merkezden belirlenen Birinci Grup adaylarının başarısıyla sonuçlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                          2. ÜNİTE

 

 

***TEK PARTİLİ DÖNEM

       ( 1923 – 1946 )

 

 

 

 

 

 

***   HALK FIRKASININ KURULUŞU  :

 

 

*Mustafa Kemal paşa seçimden sonra kuracağı Halk Fırkasnın dayandığı anlayışı 16  -  17

 

Ocak 1923 ‘ te  İzmit ‘ te İstanbul basının temsilcileriyle yaptığı görüşme sırasında açıkça

 

ifade etmiştir. İzmit ‘ te yaptığı konuşmada Halk Fırkası ‘ nın kurulacağını belirmiştir.            Konuşmasında ortaya koyduğu görüşler ve izlediği mantık zinci şöyle özetlenebilir.

 

 

 

1-      Parti İktidar amacına dayanrak kurulur, aksi menfat çabulcu partisidir.

2-      Kurulacak parti bütün milletin çıkarını koruyacaktır.

3-      Toplumun çoğunluğunu halkın içindeki köylüler oluşturur.

4-      Köylünün çıkarı savunulursa sanayiyle uğraşanlarınki ihlal edilmiş olmaz. Bunlar birbirine lazımdır.

5-      Kasabalardaki orta tüccar da köylü ve halka gereklidir.İmha edilemez zarara  uğratılamaz.

6-      Büyük tüccar ve büyük sermaye sahiplerinin sayıları çok azdır

7-      İşçilerinde sayısı çok azdır,kendi partilerini kursalarda bu parti güçsüz olacaktırve kendi başına çıkarlarını koruması imkansızdır.

8-      Ülkede bunlardan başka sınıf yoktur. Ulema ve aydınlar kendi çıkarlarını düşünen bir sınıf olamaz.

9-      O halde kapsayıcı bir Halk Fırkası olmalıdır ve bu parti birbirinin yardımcısı ve koruyucusu olan tüm halkın çıkarlarını gözetmektedir.

 

 

 

 

*Mustafa Kemal Paşa, nihayet  8 nisan 1923 ‘ te Halk Fırkasının, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin  ( A-RMHC ) bir fırkaya dönüştürülmesi yoluyla kurulacağını açıkladı ve partinin ilkerinin oluşturan  DOKUZ UMDE bildirisi yayımlandı.

 

 

 

  

***DOKUZ UMDE  :  İLKELERİ

 

1-       ULUSAL EGEMENLİĞE BAĞLILIK

2-      SALTANATIN KALDIRILMASI KARARININ  DEĞİŞTİRİLEMEYECEĞİ

3-      İÇ GÜVENLİK

4-      MAHKEMELERİN HIZLI İŞLEMESİ

5-      ALINACAK EKONOMİK VE TOPLUMSAL ÖNLEMLER

6-      ZORUNLU ASKERLİK KISITLAMASI

7-      SUBAYLARA,MALUL GAZİLERE, EMEKLİ, DUL VE YETİMLERE YARDIM EDİLMESİ

8-      BÜROKRASİNİN DÜZELTİLMESİ

9-      BAYINDIRLIK İŞLERİ İÇİN ORTAKLIK KURULMASI

 

 

 

 

***CUMHURİYETİN İLANI :

 

Cumhuriyetin ilanı için Ekim ayının son haftası içinde başlayan hükümet bunalımı beklenen

 

uygun ortam yarattı . TBMM Genel Kurulu anayasamızın bazı maddelerinin değiştirilmesini

 

benımsedi ve cumhuriyet resmen ilan edildi.

 

 

 

***HALİFELİĞİN KALDIRILMASI  :

 

1 Kasım 1922 ‘ de Saltanat kaldırıldıktan sonra meclis, 18 Kasım 1922 ‘ de şehzade

 

 

Abdülmecid efendi ‘ yi halife seçmişti. Abdülmecid efendi ‘ nin siyasi yetkilere sahip

 

 

olmadan elinde bulundurduğu halifeliği 16 ay sürdü ve3 Mart 1927 ‘ te halifelik makamıda

 

kaldırıldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

***TERAKKİPERVER  CUMHURİYETİ  FIRKASININ KURULUŞU

 

Halk Fırkası içinde yer alan milletvekillerinden bir bölümü 17 Kasım 1924 ‘ te Terakkiperver

 

Cumhuriyet Fırkası  ( TpCF )  adıyla bir muhalefet partisi kurdular.

 

TpCF KURUCULARI

 

*Kazım ( Karabekir ) paşa

 

*Rauf Orbay

 

*Adnan Adıvar

 

*Ali Fuat Paşa

 

 

 

 

 

 

 

***ŞEYH SAİT AYAKLANMASI VE TAKRİR-İ SÜKÜN KANUNU :

 

13 Şubat 1925 ‘ te, günümüzde bingöl ‘ e bağlı bir ilçe olan Genç’ in Piran köyünde patlayan

 

 silahlar hem Doğu Anadoluda geniş çaplı bir ayaklanmayı başlattı hemde türkiyenin siyasi

 

yaşamında radikal düşünümlere yol açtı. Şeyh sait ayaklanması olarak bilinen bu ayaklanma,

 

eşkıya oldukları gerekçesiyle haklarında tutuklama kararı bulunan on kişinin jandarmaya

 

teslim olmayıp, ateşle karşılık vermeleriyle başladı. Fethi beyin istifasından sonra kurulan

 

hükümet aynı gün Takrir-i sükün Kanunu nu çıkarttı

 

 

 

 

 

*BU KANUNLA

 

İSTANBULDA ÇIKAN TEVHİD-İ  EFKAR  ,  İSTİKLAL , SON TELGRAF  ,  AYDINLI  , 

 

SEBİLÜRREŞAT VE ORAK ÇEKİÇ ,  TANİN  , VATAN GAZELERİ KAPATILMIŞTIR .

 

ŞEYH SAİT VE ADAMLARI DİYARBAKIR ‘ DA GÖREV YAPAN ŞARK İSTİKLAL

 

MAHKEMESİ ‘ NDE  YAPILAN YARGILANMASI SONUCU ASILDILAR. J

 

 

 

 

 

 

 

***ŞARK İSTİKLAL MAHKEMESİ  :  TpCF NİN KAPATILMASI VE GAZETECİLER

 

DAVASI :

 

 

Şark istiklal mahkemesi, ayaklanmayı dolaylı olarak kışkırttığı gerekçesiyle, TpCF ‘ nun

 

katib-i mesülü emekli yarbay Fethi Bey hakkında da dava açtı Terakkiperver Cumhuriyet

 

Fırkasının mahkemesinin görev bölgesi içindeki bütün şubelerini kapatma kararı aldı.

 

 

 

 

 

 

***İZMİR SUİKASTİ VE MUHALEFETİN SONU  :

 

 

*1926 Yılının Haziran ayı ortalarında Türkiye müthiş bir haberle çalkalandı: Cumhurbaşkanı

 

Mustafa Kemal Paşa ‘ ya İzmirde suikast düzenlemeyi planlayan çete üyeleri ihbar üzerine

 

Yakalanmıştı. Hükümet, Ankara İstiklal Mahkemesini  suikastin sorumlularını yargılamakla

 

görevlendirdi.

 

***YARGILANAN KİŞİLER DÖRT GURUPTA TOPLANIYORDU :

 

1-      Suikast planı içinde doğrudan sorunluluğu bulunan çete üyeleri

2-      Suikastı düzenleyenlerle ilişkisi olan ve olmayan eski TpCF mensupları

3-      Eski ikinci grubun önde gelen üyeleri

4-      Eski İttihat ve Terakki Cemiyetinin önde gelenleri.

 

MAHKEME İÇİNDE TpCF ÜYESİ 6 KİŞİNİNDE BULUNDUĞU 15 KİŞİYİ İDAMA MAHKUM ETTİ.

 

 

 

 

 

 

***CUMHURİYET HALK FIRKASI ‘ NIN İKİNCİ KURULTAYI VE NUTUK :

 

 

*1927  Seçimlerinden hemen sonra Cumhuriyet Halk Fırkası İkinci Büyük Kurultayı

 

Ankara’ da toplandı. Mustafa Kemal Paşayı değişmez genel başkanlığa getiren yeni bir

 

nizamname kabul edildi.  Nizamnamenin ilk maddesinde CHF Cemiyetler Kanununa 

 

dayanarak kurulmuş Cumhuriyetçi, halkçı ve milliyetçi siyası bir cemiyet olarak

 

tanımladı.

 

      Kurultay ‘ da ayrıca Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele dönemiyle Cumhuriyet ‘ in

 

ilk yıllarını ayrıntılı olarak değerlendiren uzun bir söylev verdi. Nutuk ogünden bu yana

 

Türkiye’ nin siyasi tarihinin en öenmli belgelerinden biri olarak kabul edilir.

 

 

 

 

 

 

***SERBEST CUMHURİYET FIRKASI’ NIN KURULUŞU :

 

 

Muhalefet partisinin kuruluş süreci Paris Büyükelçi Ali Fethi ( okyar ) Bey ‘ in 22

 

Temmuz 1930 ‘ da izinli olarak İstanbul ‘ a gelmesiyle başladı ve Mustafa Kemal Paşa , 

 

Ali Fethi Beye kurulacak partinin başına geçmesini önerdi. Beklenen muhalefet partisi 12

 

Ağustosta Serbest Cumhuriyet Fırkası ( scf ) adıyla kuruldu. Yeni parti liberal bir siyasi

 

programı benimsedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***ÜLKEDEKİ BÜTÜN ÖRGÜTLERİN  CHF BÜNYESİNDE BÜTÜNLEŞMESİ :

 

 

 

SCF ‘ nin feshi Ahali Cumhuriyet Fırkasının yasaklanmasından sonra düşünce ve kültür

 

alanlarını iktidardaki tek partiye bağlı kılmak için, aynı ideolojik doğrularda çalışam , ama

 

faaliyetlerini CHF ‘ den bağımsız olarak sürdüren bütün sosyal ve kültürel örgütler de

 

ortadan kaldırılmaya başladı. Böylelikle önce ülkedeki bütün örgütler iktidardaki tek

 

patinin bünyesinde bütünleşti , ardından ülkeyi tek başına yönetmekte olan CHF’ nin

göreli özerkliği de ortadan kaldırılıp partiyle devlet bütünleşti.

 

 

 

 

 

 

***PARTİ – DEVLET BÜTÜNLEŞMESİ

 

 

 

1923 Tüzüğün’ de yer alan milliyetçilik ve halkçılık ilkerine, 1927 ‘ de cumhuriyetçilik ve

 

adı belirtilmeden laiklik eklenmiş, 1931 ‘ deki programda bu 4 ilkenin yanı sıra devletçilik

 

ve inkilapçılık ilkelerinede yer verilmesiyle 6 ok tamamlanmıştır. 5 Şubat 1937 ‘ de

 

yapılan anayasa değişikliğiyle 6 ok anayasal olarak da devletin devletin ilkeleri haine

 

getirdi ve böylece parti – devlet bütünleşmesi tamamlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

***ATATÜRK  -  İNÖNÜ ÇATIŞMASI ,  CELAL BAYAR ‘ IN BAŞBAKANLIĞI  , 

 

 

       ATATÜRK ‘  ÜN ÖLÜMÜ  :

 

 

 

1924 Sonu ile 1925 arasındaki üç buçuk aylık Fethi Okyar hükümet dönemi dışında ,

 

Cumhuriyetin ilanından beri başbakanlık görevini yürütmekte olan İsmet İnönü, 1937

 

sonbaharında Cumhurbaşkanı Atatürk ile anlaşmazlığa düştü. Anlaşmazlık iyice açığa

 

cıkınca İnönü başbakanlıktan izinli olrak ayrıldı ve bu görevi Celal Bayar vekaleten

 

üstlendi. Daha sonra İnönü resmen istifa etti ve görev asaleten Celal Bayar ‘ a geçti.

 

 

 

 

 

 

*** İNÖNÜ DÖNEMİ VE ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ

 

 

 

 

İNÖNÜ DÖNEMİ  :

 

 

 

 

İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı dönemi 2. Dünya Savaşı’nın yoğun sorunları içindegeçti.  

 

Dönem boyunca başbakanlık görevini sırasıyla Celal Bayar, Refik Saydam ve Şükrü

 

Saraçoğlu yürüttü.  Asıl önemli gelişmeler dış politika alanında gerçekleşti. İnönü ülkeyi

 

2. Dünya Savaşı’nın dışında tutabilmek için batılı devler karşısında tam bir denge

 

politikası izledi. Savaş bittikten sonra da yeni dünya düzeni kurulurken söz sahibi

 

olabilmek için Almanya ‘ ya savaş ilan etti. 1939 ‘ da  Hatay ‘ın Türkiye ‘ ye katılması da

 

İnönü  döneminde yaşayan önemli bir gelişme oldu. Savaş döneminde devletin gelirlerini

 

arttırabilmek için ekonomik alanda da bir çok kararlar alındı .

 

 

BU KARARLARIN BAŞLICALARI :

 

 

 

1-      Milli korunma kanunu

2-      Toprak Mahsülleri kanunu

3-      Varlık vergisi

 

Bu arada inkilabın ideolojisini kırsal kesim de götürebilmek için 1940 ilkbaharında köy

 

enstitüleri kuruldu.

 

 

 

 

 

 

***ÇİFTÇİYİ TOPRAKLANDIRMA KANUNU VE DÖRTLÜ TAKRİR.

 

 

*Tek parti döneminin son yıllarında  CHP içinde alttan alta gelişen muhalefet , Çiftçiyi

 

Topraklandırma Kanunu ‘ yla  ( ÇTK ) ilgili meclis görüşmeleri sırasında açığa çıktı ve

 

hızla gelişen olaylar Demokrat Partinin kurulmasıyla sonuçlandı.

 

*DÖRTLÜ TAKRİR

 

 

Takrir sözcüğü burada öenrge anlamında kullanılmıştır. 7 Haziran 1945 ‘ de CHP ‘ li

 

Celal  Bayar , Adnan Menderes , Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından CHP Meclis

 

Grubu ‘ na verilen önergedir.4 Kişi verdiği için DÖRTLÜ TAKRİR  diye anılır. Dörtlü

 

Takrir ‘ in verilmesinden birkaç gün sonra 11 Haziran’ da  ÇTK meclis tarafından kabul

 

edildi.

 

 

 

DEMOKRAT PARTİNİN KURULUŞU ;

 

Dörtlü takrir ‘ i imzalayan ve ardından yaşanan hızlı gelişmeler sonucunda kendilerini  

 

CHP dışında bulan Celal Bayar , Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan 7

 

ocak 1946 da Demokrat Partiyi ( DP ) kurdular.

 

 

 

 

 

 

 

 

***TEK PARTİLİ DÖNEMİN SONU :

 

 

 

 

1946 SEÇİMİ :   26 nisan 1946 da toplanan CHP  meclis grubu belediye seçimi il

genel seçimin öne alınmasını kararlaştırdı. Bu kararın arkasındaki asıl amaç , DP ‘

 

yi yeterince örgütlendirmeden hazırlıksız yakalamak ve CHP ‘ nin iktidarının 4 yıl

 

süreyle garantiye almaktı . Eylül ayında 26 Mayıs ‘ a alınan belediye seçimlerine DP

 

katılmadı. Gerekçeleri iktidarın seçimde yanlı davranması ve seçim güvenliğinin

 

olmamasıydı .  1946 Seçimi literatüre ‘ Türkiye ‘ nin siyasal tarihindeki en şahibeli

 

seçim ‘ olarak geçti .

 

 

 

 

 

 

 

SEÇİMLER VE REFORMLAR :

 

 

TEK PARTİLİ DÖNEMDE SEÇİMLER VE MİLLET VEKİLLERİNİN ÖNEMİ

 

VEYA ÖNEMSİZLİĞİ :

 

1946 ‘ ya kadarki dönem tek partili dönem olarak nitelendirilsede dönem boyunca 1923 ‘ ten 1946 ‘ ya kadar 4 yılda bir düzenli olarak seçimler yapılmıştır.Seçimler iki derecelidir. Seçimlerin ilk aşamasında seçmenler ikinci seçmenleri ; seçilen ikinci seçmenler de daha sonra millet vekillerini seçmişlerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

////////////////////////3. ÜNİTE YARISI //////////////////////

 

 

 

 

 

GEÇİŞ DÖNEMİ VE DEMOKRAT PARTİ İKTİDARI (1946-1960)

 

 

 

Demokrasinin İlk Yılları

 

 

 

*1946 seçimlerinden Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950 seçimlerine kadar süren dönemde partiler arasında zaman zaman anlaşmazlıklar ortaya çıksa da tek partiden çok partiye geçiş süreci:

 

 

 

 

 

- Hem partilerin uzlaşma yolunu tercih etmeleri,

 

 

 

- Hem de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kararlı politikaları sayesinde başarıyla tamamlandı.

 

 

 

 

 

*1946 seçimlerinden sonra, CHP ile DP arasındaki ilişkiler:

 

 

 

 

 

- Muhalefetin seçimlerde baskı ve hile yapıldığını açıklaması,

 

 

 

-Seçim kanununun değiştirilmesini istemesi; buna karşılık iktidarın bunu kabul etmemesi yüzünden gerginleşmişti.

 

 

 

 

 

*İstekleri yerine getirilmeyen DP 6 Nisan 1947′de yapılan ara seçimlere katılmadı ve bu iki parti arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirdi:

 

 

 

 

 

- Başbakan Recep Peker DP’yi yasa dışına çıkıp halkı ayaklanmaya teşvik etmekle,

 

 

 

-Celal Bayar da Peker’i seçimlerde yansız davranmamak, tek parti döneminin baskılarını sürdürmek ve demokrasiye inanmamakla suçladı.

 

 

 

 

 

*Devreye giren İnönü 12 Temmuz Beyannamesi’nde hükümet ve muhalefet başkanı ile yaptığı görüşmeleri, iki taraf arasında diyalog sağlanması için harcadığı çabaları ve konuyla ilgili görüşlerini açıkladı.

 

 

 

-Kendisinin iki parti arasında yansız olduğunu vurgulayan İnönü, bu tartışmada kimin haklı, kimin haksız olduğunu aramanın yararsız olduğunu belirtti ve muhalefete bazı önemli güvenceler verdi.

 

 

 

 

 

*İnönü’ nün bildirisinin en önemli noktası: Ülkenin geri dönülmez bir biçimde çok partili aşama geçmiş olduğunun bir kez daha vurgulanmasıydı.

 

 

 

 

 

*Bu kesin tavır geçiş döneminin başarıyla sonuçlanmasına sağladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*DP’nin en çok önem verdiği konuların başında seçim kanununun değiştirilmesi geliyordu.

 

 

 

 

 

*DP’nin bu konudaki eleştiri ve uyarıları karşısında CHP yönetimi, 1949′da yeni bir seçim yasası için çalışmalara koyuldu.

 

 

 

 

 

*16 Şubat 1950′de kabul edilen yeni seçim yasası muhalefetin isteklerinin büyük bölümünü karşıladı. Yasaya göre:

 

 

 

-         Seçimler tek dereceli,

 

-         Genel ve eşit oyla yapılacak

 

-         Seçimde adli denetim sağlanacak

 

-          Gizli oy – açık sayım esası uygulanacaktı.

 

 

 

 

 

*Yasada nispi temsil yerine;  liste usulü çoğunluk sistemi benimsendi.

 

 

 

*Seçim yasası kabul edildikten sonra seçimlerin 14 Mayıs 1950′de yapılması kararlaştırılarak, sekizinci dönem TBMM’nin çalışmalarına 24 Mart’ta son verildi.

 

 

 

 

 

*14 Mayıs 1950′de yapılan seçime CHP ve DP ülke genelinde seçime katılırken, Millet Partisi (MP) sadece 22 ilde aday gösterdi. Milli Kalkınma Partisi (MKP) ise seçime sadece İstanbul’da katıldı.

 

 

 

 

 

*Seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra:

 

 

 

- 22 Mayıs’ta Celal Bayar Cumhurbaşkanlığına,

 

 -Refik Koraltan da Meclis Başkanlığına seçildi.

 

 

 

 

 

*DP iktidarı 14 Aralık 1953′te “Cumhuriyet Halk Partisinin haksız iktisaplarının millete iadesi” adıyla bir kanun çıkardı.

 

 

 

-Kanunda CHP’nin mal varlığını, iktidarı döneminde usulsüzlük sonucu elde ettiği belirtiliyor,

 

-Dolayısıyla partinin bütün servetinin hazineye devredileceği hükme bağlanıyordu.

 

-CHP genel başkanı, kanun tasarısı mecliste görüşülürken,

 

-DP’yi hukuk dışı bir rejim kurmakla suçladı.

 

-Ayrıca CHP’liler, mal varlığının haksızca kazanılmış olduğu iddiasının bağımsız mahkemeler önünde incelenmesi gerektiğini savundular.

 

- Ama tüm bu çabalar sonuç vermedi ve partinin bütün mal varlığı hazineye devredildi.

 

 

 

* Kısa bir süre sonra dönemin CHP dışındaki üçüncü partisi olan Millet Partisi (MP) kapatıldı:

 

 

 

- Bu partinin 27-29 Haziran 1953′te toplanan kongresinde bir çatışma çıkmış ve ilk genel başkan Hikmet Bayur partinin “dinci ve gericilerin eline geçtiğini öne sürerek MP’ den istifa etmişti.

 

 

 

- Hikmet Bayur’ un istifası bir suç duyurusu olarak kabul edilip parti hakkında soruşturma açıldı. Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda partinin “dinî esasa dayanan ve gayesini saklayan bir cemiyet olduğu” sonucuna varıldı ve MP 27 Ocak 1954′te kapatıldı.

 

 

 

DP İktidarının İkinci Evresi

 

 

 

*2 Mayıs 1954′te yapılan seçimlerle DP iktidarının ikinci evresine geçildi.

 

 

 

*Bu seçimde Türkiye’de ilk ve son kez yaşanan bir olay gerçekleşti ve iktidar partisi bir önceki seçime göre hem oy hem de temsil oranını artırdı.

 

 

 

*DP’den istifa eden yeni milletvekillerinin katılımıyla HP mecliste ana muhalefet partisi konumuna yükseldi ve birçok konuda CHP’yle birlikte iktidara karşı tavır aldı.

 

 

 

*Seçime iddialı giren MP ile DP’den kopanların kurduğu HP seçimlerde hiçbir varlık gösteremediler.

 

 

 

*Seçimden sonra yeni hükümeti yine Menderes kurdu. CHP ana muhalefetteki yerini tekrar aldı.

 

 

 

NOT: Vatan Cephesi, 1957 seçimlerinden sonra güç birliğine giden muhalefete karşı Demokrat Parti tarafından kurulan, partiye yeni katılımlar sağlamayı amaçlayan, hukuki bir niteliği olmayan siyasi oluşumdur. Vatan Cephesi’ne katılanların listesi her gün düzenli olarak devlet radyosundan ilan edildi.

 

 

 

***27 MAYIS ASKERİ YÖNETİMİ

 

27 Mayıs 1960 ta Türk Silahlı Kuvvetleri adına yönetime el koyan Milli Birlik Komitesi (MBK) ilk iş olarak TBMM ve Hükümeti fesh etti, her türlü siyasal faaliyeti yasakladı. Cumhurbaşkanı Celal BAYAR, Başbakan Adnan MENDERES, TBMM Başkanı Refik KORALTAN ile bütün bakanlar kurulu üyeleri ve DP nin önde gelen yöneticileri hemen tutuklandılar. İstanbul Üniversitesi Rektörü Sıddık Sami ONARAN başkanlığını yaptığı ve DP  iktidarına karşı muhalefetleriyle ünlenmış olan Profesörlerden oluşan bir bilim heyeti toplandı. Bilim heyeti , ilk iş olarak ‘ Anayasa Komisyonu  Raporu ‘ adıyla bir bildiri yayınladı. Bildiride , DP  iktidarının meşruiyetini yitirdiği ve yeni yönetimin meşru olduğu açıklandı. 29 eylül de DP mahkeme kararıyla kapatıldıve eski yönetimin sorumluları 14 Ekim’ de İstanbul yassı adada Yüksel Adalet Divanında yaygınlaşmaya başlad. Başsavcı bu davalarda 228 sanık hakkında idam cezası istedi. Zorlu ve Polatkan 16 Eylül 1961’ de imralı adasında idam edildi.İntihara kalkışan Menderes il bir gün sonra asıldı. Clelal Bayar ömür boyu hapis cezasına carptırıldı.

 

 

SİVİL YÖNETİME GEÇİŞ SÜRECİ :  12 Ocak 1961 de darbeden sonra faliyetleri askıya alınan partilerin tekrar faaliyete geçmesine ızın verıldı.

 

 

 

İKİ DARBE ARASINDA TÜRKİYE ( 1961 – 1980 )

 

Hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak sayıda milletvekili çıkarmadığı 1961 seçimlerinden sonra Türkiye kolisyonlarla tanıştı.1965 seçimlerine kadar ilk 3 CHP Genel başkanı İsmet inönü , sonuncusuda AP listesinden Kayseriden  Bağımsız seçilen Suant Hayri Ürgüplünün başkanlığı altında ard arda 4 kolisyon hükümeti kuruldu.Talat Aydemir 2 darbe gişiminde bulundu ( 1962 – 1963 ) 10 Ekim 1965 te yapılan seçimlere altı siyasal parti katıldı. Türkiyenin siyasal yaşamında ilk kez bir sosyalist parti 15 millet vekilliği kazanarak mecliste grup kurdu.70 li yıllara oldukça sancılı girildi.İşçi eylemleri ve toplumsal huzursuzluklar arttı.

 

 

 

 

4. ÜNİTE

 

 

TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA ANAYASAL GEÇİŞLER :

 

 

OSMANLI DEVLETİNDE ANASAYASACILIK HAREKETLERİ

 

İlk anayasal nitelikte belgeler :

 

Sened-i ittifak : Osmanlı imparatorluğu tarihinde anayasal nitelikte ilk belge 1808

 

tarihli sened-i ittifak olarak kabul edilir.

 

Tanzimat dönemi :

 

Osmanlı imparatorluğunun yaşadığı sorunlara çözüm getirmek amacıyla ve batılı

 

devletlerin etkileriyle 19 yy başında bazı reform girişimleri yapıldı.

 

  Bunlar arasında en önemlileri

 

* 1839 TARİHLİ GÜLHANE HATTI HÜMAYUN ( TANZİMAT FERMANI )

 

  *** 1856 TARİHLİ ISLAHAT FERMANIDIR.               

 

 

*1876 KANUN-İ ESASİ İLK ANAYASADIR.

 

1.MEŞRUTİYET : Hükümdarın yetlikerinin ana yasa ve halk tarafından seçilen bir

meclis tarafından sınırlandırıldığı yönetim biçimi anayasal yada parlamenter monarşi

olarakta adlandırılır.

 

1876 ANAYASASI, Padişahın zaten sahip olduğu yetkilerin bir anayasa ile

 

meşrulaştırılması işlevini görmüştür.

 

 

 

 

*** II. MEŞRUTİYET : İttihat ve Terakki Cemiyetince gösterilen adayların çoğunlukta

 

olduğu meclis 17 Aralık 1908 günü padisah tarafından açılmıştır. 1909 Yılının Ağustos

 

ayında 1876 anayasasının 21 maddesi değiştirilmiş, 1 maddesi kaldırılmış, 3 tanede yeni

 

madde eklenmiştir.

 

 

 

 

*** TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU :

 

1921 Anayasası ile 1924 Anayasasının ilk başlığı teşkilatı esasiye kanunudur.

 

1945 yılında yapılan dil değişikliğnden sonra anayasa adı kullanılmaya başlamıştır.

 

 

 

*** ÇERÇEVE ANAYASA :

 

Kısa ve öz hükümlerden oluşan temel esasları belirledikten sonra ayrıntıların düzenlenmesine yasama organına bırakan anayasa türü.

 

 

*** MECLİS HÜKÜMET SİSTEMİ :

 

Yasama ve yürütme kuvvetlerinin aslen yasama organı olan meclisten topladığı yöntem biçimi

 

ÖZELLİKLERİ:

 

      * YÜRÜTME ORGANI ÜYELERİNİN TEK TEK MECLİS TARAFINDAN

 

SEÇİLMESİ, GEREKTİĞİNDE MECLİS TARAFINDAN GÖREVDEN

 

UZAKLAŞTIRILMASI

 

*  HÜKÜMETİN MECLİSİ FESH ETME YETKİSİNİN OLMAMASI

 

* MECLİSİN YÜRÜTME TARAFINDAN ALINAN KARARLARI DEĞİŞTİREBİLMESİ

 

* AYRI BİR DEVLER BAŞKANLIĞI MAKANI BULUNMAMASI

 

 

 

 

 

 

 

*** 1924 ANAYASASI :

 

20 Nisan 1924 te kabul edilen Anayasanın temel özelliklerine bakıldığında, ilk

 

maddede Türkiye devletinin Cumhuriyet ile yönetildiğine ilişkin hükmü yer alır.

 

 

Kurucu meclis : Yeni bir anayasa hazırlamak için oluşturulan kurumdur.

 

Salt çoğunluk : Üye tam sayısının yarısından fazlasını ifade eder.

 

Parlamenter sistem :  Yasama ve yürütme kuvvetleri arasında iş birliğine

 

dayanan yönetim biçimi.

                     

                                   Özellikleri:

* Yürütme oganı iki başlıdır : Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulu

 

       * Devlet başkanı siyası olarak sorumsuzdur.

 

      * Bakanlar kurulu sorumludur.

 

      * Yürütme yasamayı fesh edebilir

 

 

 

 

1961 ANAYASASI :

 

Türkiye tarihindeki ilk kurucu meclis, o dönemde sayısı 23 e inmiş olan milli birlik

 

komitesinin yanı sıra temsilciler meclisinden oluşmaktadır.

 

 

ANAYASANIN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN KORUNMASI :

 

1961 Anayasasının en önemli yeniliklerinden biride kanunların anayasaya uygunluğunu

denetlemekle görevli anayasa mahkemesinin kurulmasıdır. 15 asıl 5 yedek üyeden

 

olusan anayasa mahkesi üyeleri, yargıtay, danıştay gibi yüksek mahkeme yargıçları

 

tarafından kendı üyeleri arasından ve cumhurbaşkanı ile tbmm tarafından

 

seçilmekteydi.

 

 

 

***1982 ANAYASASI :

 

1982 anayasasının yapım süreci bu yöndende 1961 anayasasının yapım sürecinde

 

farklılaşır. 1961 anayasası HALK oylamasına sunulurken, halk oylaması sonucunun

 

olumsuz çıkması halinde ne olacağı belirlidir.Yenir bir temsilciler seçilecek ve bu meclis

 

tarafından hazırlanacak anayasa halk oylamasına sunulmaksızın kabul edilecektir. 1982

 

Anayasasında ise halk oylamasının olumsuz çıkması durumunda ne olacağı belli

 

değildir.

 

 

 

 

***ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ :

 

 

1987 – 1993 – 1995 – 1999  DEĞİŞİKLİKLERİ : 1987 yılında yapılan ilk değişiklikte

 

seçmen yaşı indirilmiş, millet vekili sayısı 400 den 450 ye çıkarılmış, anayasayı

 

değiştirme usulu nispeten kolaylaştılmış ve en önemlisi 1980 öncesi dönemde siyaset

 

yapmış olan bir çok kişiye sitaset yasağı getiren hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.