Aöf-Kamu-Yönetimi-Türk-Siyasal-Hayatı-Ders-Özeti

TÜRK SİYASAL HAYATI

 

 

TÜRK SİYASAL HAYATI

 

 

 

////////////UNİTE 5////////////

 

 

 

 

İDEOLOJİK ÇEŞİTLEMELER VE TOPLUMSAL HAREKETLER

 

 

 

İDEOLOJİ : İçinde yaşadığımız dünyanın, yani toplumsal gerçekliğin nasıl

 

olduğunu, neden meydana geldiğini ve nereye gideceğini açıklamak isteyen

 

kavrama denir.

 

 

 

** Her ideoloji toplumsal gerçekliği açıklama için belirli bir sebeb – sonuç

 

ekseni kurar.

 

** İdeoloji , bir düşünce dizgisinden beslenir.

 

** İdeoloji bu nedenle aynı zamanda bir inançlar , norm ve değerler

 

dizgesidir.

 

** İdeolojiler her şeyden önce belirli bir dünya görüşünü yansıtır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** OSMANLI MİRASI : 19. YÜZYIL İDEOLOJİLERİNİN ORTAYA   ÇIKIŞI 

 

 

 

 

 

 

 

**Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ortaya çıkan fikir akımları

 

hem TARİHSEL hemde COĞRAFİ ( toprak kayıpları ) koşullarının

 

ürünüdür. Türkiye cumhuriyetindeki ideolojilere yön veren bir çok akımın

 

ve ideolojinin temeli atılmıştır.

 

 

** İMPRAYORLUK VATANSEVERLİĞİ, elde kalan toprakların

 

bütünlüğünü korumak ve dağılmasını önlemek için doğmuştur. Bu

 

ideolojinin amacı Osmanlı sınırları içinde yaşayan bütün milletleri

 

DİL,DİN, IRK farkı gözetmeksizin aynı hak ve yetkilere sahip kılarak 

 

birlik ve bütünlüğü sağlamaktır.

 

 

**  MİLLiYETÇİLİK

 

**  OSMANLICILIK

 

**  PANİSLAMİZM

 

**  TÜRKÇÜLÜK

 

**  TURANCILIK

 

 

 

 

** MİLLİYETÇİLİK : Dünyada ‘’ her milletin bir devlet olması ‘ fikrini

 

temsil eden milliyetçilik akımı Osmanlı aydınlarının söylemini de

 

dönüştürmüştür.

 

 

** OSMANLICILIK : Osmanlıcılık ideolojisi milliyetçilik ideolojisiyle baş

 

etmek ve ‘ İmparatorluk  vatan severliği ‘ nin sonucu olarak elde kalan

 

toprakların bütünlüğünü korumak ve dağılmasını önlemek için doğmuştur.

 

 

 

** PANİSLAMİZM : Panislamist düşünce Osmanlı birliğini korumak için

 

‘DİN’ i merkeze koyan bir ideoloji üretmiş , Panislamizm , Müslüman

 

liderlerin en çok tuttukları görüş olmuştur. ÖRN: Genç Osmanlılar ‘

 

TÜRK ‘ kelimesini ‘ MİLLET-İ OSMANİYE ‘ , ‘ MİLLET-İ İSLAMİYE ‘

 

ile birlikte kullanmışlardır.

 

 

 

** TÜRKÇÜLÜK : Türkçülük akımı milli birlik düşüncesini dil ve kültür

 

bağlamında ele almıştır.1904 te OSMANLICILIK ve İSLAMCILIĞA karşı

 

TÜRKÇÜLÜĞÜ savunan YUSUF AKÇURA olmuştur.

 

 

** TURANCILIK : Turancılık ideolojisi imparatorluğun parçalanmasına

 

karşı gelişen bir refleks , Türkçülük bilincini açan bir anahtar olmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

*****CUMHURİYET DÖNEM : RESMİ İDEOLOJİNİN İNŞASI

 

 

 

 

 

* Osmanlıdan cumhuriyete giden süreç Milli Mücadele Kurtuluş Savaşı ve

 

Cumhuriyetin ilanı aşamalarından geçerken ‘ ULUSAL SINIR ‘

 

kavramının ortaya çıkışıyla ‘ ULUSAL EGEMENLİĞE ‘ doğru

 

ilerlemiştir.

 

 

*** KEMALİZM : Kemalizm Mustafa Kemal’in temelini attığı bir ideolojik yaklaşımdır.

 

 

***    KEMALİZM DÖRT TEORİK VARSAYIM ÜZERİNE KURULMUŞTUR…

 

** Ümmet toplumundan bir ULUS devletine geçiş

 

** Hükümdar otoritesi üzerine kurulu meşruiyet anlayışı yerine, kanun ve

 

yasalara bağlı meşruiyet anlayışı

 

** Teba / Halk – Kral / Sultan ikiliğinden oluşan siyaset yerine ulusun

 

egemenlik kurduğu bir siyasal alan inşa etmek.

 

** Dünyayı analiz ederken dini yaklaşımdan, pozitif ( olgusal ) anlayışa

 

geçmek.

 

 

 

 

 

*** Kemalizm terimi 1930 larda kullanılmaya başlamıştır.1934’te 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI , TÜRK KÜLTÜRÜ

VE TÜRKİYE CUMHURİYET’İNİ tanıtmaya yönelik olarak la turquie

 

Kemaliste ( KEMALİST TÜRKİYE ) dergisini yayımlamaya başlamıştır.

 

MUSTAFA KEMAL’ in kurduğu bu düşünce sistemi , Cumhuriyet Halk

 

Partisinin 9 mayıs 1935 te toplanan IV. Kurultay’ ında kabul edilen 1935

 

Program’ında da ‘ KEMALİZM ‘ olarak geçmiştir.

 

 

 

 

 

** ANADOLUCULUK : Anadoluculuk, Türk hümanizmasını

 

gerçekleştirecek bir ideoloji ve toplumsal harekettir. Burada yeni tarz

 

MİLLİYETÇİLİK savunulmaktadır.

 

 

 

** MAVİ ANADOLUCULUK : 1940’lar ve 1950’lerde ortaya çıkan Mavi

 

Anadoluculuk akımına göre ‘ Batılaşma aslında öze dönmek demektir.

 

Sabahaddin Eyüboğlu – Halikarnas balıkçısı – Melih Cevdet Anday  Azra

 

Erhat akımda yer almışlardır.

 

 

 

 

İSLANCI ANADOLUCULUK : İslamcı Anadoluculuk 1939 sonrası

 

dönemde ortaya çıkan bir harekettir.Hüseyin Avni Ulaş , Nurettin Topçu

 

öncülü etmiştir.

 

 

 

 

 

TÜRKÇÜ ANADOLUCULUK : Türkçü Anadoluculuk, Etnik

 

Anadoluculuk olarak da adlandırılan bu akım, Anadolu’yu dünyaya değil ‘

 

öze ‘ ve ‘ yerel olana ‘ açılan bir kapı olarak görülür. Fikrin Oğuz Arık’tır.

 

 

 

 

 

*** BATICILIK, ÇAĞDAŞLAŞMA VE MODERNİZM

 

Batıcıların programı olarak da bilinen ve 1912 yılında içtihat dergisinde

 

yayınlanan ‘ pek uyanık bir uyku ‘ adlı makalede yer alan görüşlerin

 

önemli bir kısmı Cumhuriyet devrinde hayata geçirilmiştir. ‘ fes

 

kaldırılacak ve yeni bir başlık kabul edilecek , tekkeler ve zaviyeler

 

kaldırılarak ve yeni bir başlık kabul edilecek, tekkeler ve zaviyeler

 

kaldırılarak  gelirleri eğitim bütçesine eklenecek, sarık, cübbe vs giymek

 

hakkı yalnız din adamlarına verilecek, yaşlılar için ameli okullar

 

açılacak,arazi ve evkaf kanunlarından başlanarak bütün kanunlar ıslah

 

edilecekti.

 

 

 

 

 

 

** MUHAFAZAKARLIK : Muhafazakarlık mevcut hukuki durumu (

 

statüko ) korumak, toplumdaki radikal değişimlere kuşkulu yaklaşma

 

şeklinde tanımlanır.

 

 

 

Kültürel Muhafazakarlık :  Kültürel muhafazakarlıkları diğer

 

muhafazakarlık türlerinden ayıran en büyük özellik düşüncelerini siyasal

 

değil kültürel düzlemde ifade etmeleridir. Kültürel muhafazakarlar olarak

 

Mustafa Şekip Tunç, İsmail Hakkı Baltacı oğlu, Peyami safa, Ziyaeddin

 

Fahri Fındıkoğlu, Yahya Kemal ve Ahmet Hamdı Tanpınar önemli

 

isimlerdir.

 

 

 

 

İslamcı Muhafazakarlık :   İslamcı Muhafazakarlığı diğer muhafazakarlık

 

türlerinden ayıran en büyük özellik düşüncelerinde dini duygu ve anlayışa

 

daha çok yer vermelidir.Sait Halim Paşa Ahmet Cevdet Paşa, Namık

 

Kemal, Ali Suavi, Ahmet Mithat Efendi başta olmak üzere bir çok

 

milliyetçi düşünürü etkilemiştir.Cevdet paşa gibi bir çok İslamcı

 

muhafazakar olmakla birlikte , Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl

 

Kısakürek gibi isimler günümüze etki etmiştir. Kısakürek, 2000

 

‘li yıllarda siyasi ağırlık kazanan ‘Muhafazakar Demokrat ‘ kesimi

 

derinden etkilemiştir.Mehmet Akif Ersoy Ümmet kavramının önüne

 

almaktan yanadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

**  Milliyetçi Muhafazakarlık :  Milliyetçi muhafazakarlıkları diğer

 

muhafazakarlık türlerinden ayıran en büyük özellik, düşüncelerini siyasal

 

ve kültürel düzlemde ifade etme yolunu tercih ederek, milli duyguları daha

 

çok önemsemeleridir.

 

 

 

 

 

 

****  SİYASAL İSLAM :

 

** Siyasal İslamcı akımın birinci nesli, bağımsız seçimler yoluyla siyasal

 

iktidarın meşruiyetini sağlayan ve genel çerçevesiyle modern siyasal alanı

 

kuran 1908 devrimi / II.Meşrutiyet ile başlamakta ve Cumhuriyet

 

döneminde çok partili hayata geçiş ile sonlanmaktadır. İkinci nesli miili

 

partisinin faaliyete geçmesiyle başlamaktadır.12 Eylül 1980 askeri darbesi

 

sonrasında siyasal ve toplumsal alanda belirli bir güç kazanan bir ideoloji

 

vardır. TÜRK – İSLAM SENTEZİ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** SOL VE SOSYALİZM :

 

 

** Solculuk mevcut sosyal hiyerarşiyi , eşitsizliği kaldırmak isteyen ve

 

zenginliğin ve imtiyazların adaletli dağılımını destekleyen bir politik

 

hareketidir.

 

       Türkiye’ de sol ideoloji milliyetçi ve muhafazakar ideolojiyle şu

 

bakımlardan ters düşer. Evrenselcidir ve seküler bir toplumsal yapıyı

 

savunur. Dolayısıyla sol yaklaşımın odağında din, ırk, milliyet, cinsiyet vb.

 

kavramlar yerine insan, eşitlik ve emek kavramları vardır.

 

 

 

 

 

 

***** LİBERAZLİZM :

 

 

Tarihsel olarak 17. yy’ da ortaya çıkan libarizm, devlet müdahalesinden

 

uzak serbest piyasa sistemini temel alır.

 

 

 

***** TOPLUMSAL CİNSİYET FEMİNİZM :

 

** Bu yaklaşım endüstriyel kapitalist toplumlarda mevcut erkek egemen

 

yapıları sorgulayan bir yaklaşımdır. Türkiye’ ye 1981 – 1984 arasında

 

yazko dergisi bünyesinde küçük bir grup kadının tartıştığı, öğrendiği, o

 

zamanlar yayınlanan Somut gazetesinin bir sayfasında dile getirdiği bir

 

kavram olarak gelmiştir.

 

 

//////////ÜNÜTE 6 ////////////

 

 

 

 

 

 

***** DİN – DEVLET – LAİKLİK

 

 

 

 

 

·        29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye, Osmanlı

 

İmparatorluğu’ndan çok farklı ilkere daya bir devlet haline gelmişti.

 

 

 

 

** Türkiye Cumhuriyetini kuranlar, Osmanlı imparatorluğu’nun

 

 gerilemesininj en önemli nedeni dinsel tutuculuk olduğuna inandıkları

 

için LAİKLİĞİ, modernleşme sürecinin en temel en temel unsurlarından

 

birisi olarak görmekteydiler.

 

 

 

 

 

**  Aydınlar ve devlet seçkinleri, Osmanlıların sorunlarına dair çözüm

 

önerilerinde, genel olarak BATICILIK, MİLLİYETÇİLİK ve

 

İSLAMCILIK akımları etrafında kümelenmekteydiler.

 

 

 

** Türkiye Cumhuriyeti fikri birdenbire orataya çıkmamış, özellikle 19.

 

yüzyıldan itibaren gelişen Osmanlı modernleşmesinin yarattığı düşünce

 

akımlartından beslenmiştir.

 

 

 

*** OSMANLI GELENEKLERİ İÇERİSİNDE, ŞERİAT HUKUKUN

 

DIŞINDA ÖRF HUKUK VEYA KANUNNAMELER ADI VERİLEN

 

DEVLETE AİT BİR HUKUK ALANI MEVCUTTU***

 

 

 

 

 

 

 

 

*** TEMEL KAVRAMLAR

 

 

Sekülerleşme, toplumsal ve kültürel alanların, dinsel kurum ve

 

sembollerin hakimiyetinden uzaklaşması anlamına gelmektedir.

 

Türkiye’ deki laiklik anlayışıı, devletin farklı dini yorumlar karşısında

 

tarafsız olmasını değil bir dini yorumu aktif biçimde öne çıkarmasını

 

getirmiştir.

 

 

 

 

 

 

***  OSMANLI’DAN DEVREDEN MİRAS

 

 

Osmanlı gelenekleri içerisinde, şeriat hukukunun dışında örfi hukuk

 

veya kanunnameler adı verilen devlete ait bir hukuk alanı da mevcuttu

 

NAMIK KEMAL ( 1840 – 1888 ) : Genç osmanlıların önemli

 

temsilcilerinden NAMIK KEMAL  doga yasasını tanrı yasası sayarak

 

insanın tanrı vergisi hürriyetleri olduğuna ve bunların

 

dokunulmazlığına vurgu yapıyor ; İslami kaynaklardan hareketle

 

hürriyetçi bir duruş oluşturmaya gayret ediyordu. NAMIK kemal’in

 

liberalizme islami kaynaklardan yola çıkarak yerlileştirmek istediği

 

görünmektedir.

 

 

 

ZİYA GÖKALP ( 1876 – 1924 ) : İttihat ve terakki cemiyetisinin en

 

önemli ideoloğu olan Gökalp  Cumhuriyet’i kuran kadroları da ciddi

 

ölçüde etkilemişti. GÖKALP halk islamının hurafelerle dolu olduğunu

 

ve reforma tabii tutulması gerektiğini savunuyordu ona göre, İslamı

 

gerçek kimliğine kavuşturmak aklı rehbet edinen aydınların göreviydi

 

ve devlette bu aydınları yetiştirmek suretiyle dinde reformu mümkün

 

 kılmalıydı.

 

 

 

 

***** TEK PARTİ DÖNEMİNDEN DEMOKRAT PARTİYE DİN       

 

                       DEVLET İLİŞKİLERİ ( 1923 – 1950 )

 

** Güncel siyasal gerilimleri ustalıkla kullanan Mustafa Kemal’in

 

saltanatın kaldırılması için yaptığı hamle, mecliste temsil edilen çok

 

farklı kesimlerden destek alacaktı. Saltanatın kaldırılarak

 

Cumhuriyet’in kurulmasına destek veren isimler arasında din

 

adamlarıda mevcuttu.

 

 

 

 

** İsmet İnönü, tarihimizde 31 mart Vakası ( 1909 ) olarak bilinen

 

ayaklanmaya şahit olmuş, onu bastıran askerler arasında yer almıştı.

 

Hem İnönü’de hem de diğer Kemalist kadrolarda köklü bir irtica

 

korkusunun oluşmasında ve daha sonraki yıllarda bu endişelerinden

 

kaynaklanan kimi sertlik politakaları izlemelerinde, Osmanlı’nın

 

çözülme sürecindeki tecrübelerinin rolü azımsanamaz.

 

 

 

 

** İslam dininin, toplumun semboller dünyasındaki ve özellikle gündelik

 

yaşamındaki ağırlığı anımsandığında, bu alanda yapılan değişiklikler de

 

toplumsal yapının laikleşmesi olarak tanımlanabilir.ilk öenmli adım,

 

naşta fes olmak üzere her türlü başlığın yasaklanması ve memurların

 

şapka giymelerinin zorunlu hale getirilmesidir.

 

 

 

 

** Hukuk alanında yapılan en önemli düzenlemelerinden biriside 17 şubat 1926 tarihinde Medeni Kanun’un kabülüdür.

 

** Mustafa Kemal’in, Ziya Gökalp’in açtığı yolda, akılcı, hoşgörülü,

 

ilerlemeye karşı olmayan ve mümkün olduğunca Türkçeye dayalı bir

 

dini hayat arzuladığı ve bunun pratiğe geçirmeye çalıştığı açıktır.

 

 

 

 

 

 

***** DP DÖNEMİ VE 27 MAYIS SÜRECİNDE DİN DEVLET       

 

                              İLİŞKİLERİ ( 1950 – 1965 )

 

 

** Partinin ‘ dine hürmetkar ‘ duruşu, 1950 – 1960 arası seçimlerde

 

aldığı yüksek oyların en öenmli nedenlerinden birisiydi.

 

** DP liderleri, sıklıkla kendilerinin de Atatürkçü ve laik olduklarını vurgulamışlardı.

 

** CHP’ den farklarını da ‘ millete mal olmuş ve olmamış devrimler ‘ ayrımı üzerinden ortaya koymuşlardı.

 

** DP’nin ideolojik duruşuna muhafazakar modernleşme diyebiliriz.

 

**DP Cumhuriyet tarihinde ilk kez, 1953 yılında, radyoda dini

 

konuların ele alındığı bir Ahlak Saati programı başlatmış ve programa

 

DİP’ten isimler davet edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*****İSLAMİ OLUŞUMLARLA İLGİLİ BİR SINIFLANDIRMA

 

                                               DENEMESİ

 

 

 

 

 

 

** OSMANLI DÖNEMİNDE Halk İslam’ı şeklinde genel bir ayrım

 

yapabiliriz. Halk İslam’ı kapsamında Alevilik de sokulabilir. Kadın ve

 

erkeklerin ibadet ettiği Alevilik Orta Asyalı göçmenler arasında yaygın

 

olan cinsiyet eşitliğinden etkilenmiştir.

 

 

 

** Osmanlı İmparatorluğu Hanefi mezhebine dayalı Sünni İslam’ı daha

 

çok benimseyerek medreseler yoluyla resmi din anlayışı haline getirdi.

 

 

 

**Tarikatların özellikle İstanbul gibi büyük kentler deserpilen kolları

 

kitap merkezli islam anlayışından etkilendiler ve belli yönleriyle Halk

 

İslamından uzaklaştılar.

 

 

 

** Osmanlı Döneminde etkinliği olan

 

KADİRİLİK, RİFAİLİK, CERAHİLİK, HALVETİLİK,

 

MEVLEVİLİK, BE NAKŞİBENDİLİK tarikatları vardı

 

 

 

** Nakşibendiliğin, pasif bir dindarlıktan ziyada, aktif ve mücadeleci bir

 

müslümanlığı savunması ve modernleşme süreçlerinde de varlığın

 

sürdürülebilmesi, devlet seçkinleri ve aydınlar arasında olduğu kadar,

 

toplumun geleneksel kesimleri arasında da etkinlik kurulabilmesini

 

sağlıyordu.

 

 

 

** Nakşilik, 14 yy ortalarında Buharalı Mehmet Mahaüddin Nakşibend

 

tarafından kurulmuştur.

 

 

 

** Günümüz türkiyesinde em etkili olanının İskender Paşa Cemaati

 

olduğunu söyleyebiliriz.

 

** Cemaat, Mehmet Zahit Kotku etrafında gelişmiştir.Kotkunun en

 

önemli önceliği islamın temel bilgilerini yeni kuşaklara aktarmaktı.

 

           Nakşibendilikten ilham alan ve farklı kesimlere hitap eden başka

 

cemaatlerde söz konusu.Bunlardan en etkilileri, ERENKÖY CEMAATİ,

 

MENZİL DERGAHI, İSMAİL AĞA CEMAATİ.

 

 

** Nakşibendiliğin kolları yukarda kısaca özetlenenlerden çok daha

 

fazladır.

ÖRNEĞİN : hazneviler, Türkiye kürtleri arasında etkili bir başka nalşi

 

bendi cemaatidir.

 

 

** Türki’ de etkili olan bir başka tarikatta KADİRİLİKtir.12 yy da Şeyh

 

Abdülkadir Geylani tarafından kurulan ve islam dünyasındaki en köklü

 

tarikatlardan olan KADİRİLİKtir.

 

** Türkiye ye özgü koşullarda ortaya çıkan islami cemaatler içerisinde

 

en ilginçlerinden birisi şüphesiz SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN

 

etrafında gelişen SÜLEYMANCILIKtır.

 

 

** Günümüz türkiyesinde nurculuk şemsiyesi altında irili ufaklı çok

 

sayıda İslami oluşum bulunmaktadır. Tüm bu grupları ortaklaştıran

 

yön, SAİD NURSİ nin düşünsel mirasından ve hayal tecrübesinden

 

ilham almalarıdır.

 

      Sıklıkla sürgün edilen SAİD NURSİ , Cumhuriyet rejiminin laiklik

 

anlayışının boşuklarını maharetle kullanmayı bilmiştir.

 

      NURSİ, devrinin tarikat devri olmadığını vurguladığı gibi kendisini

 

de şeyh olarak görmeyide red etmiştir.

 

 

 

*** NURCULUĞUN KOLLARI

 

 

Özellikle 1970 yılından itibaren yayımlanmaya başlayan YENİ ASYA

 

gazetesi, AP yanlısı ve komizm karşıtı çizgisiyle dikkat cekecektir.Genel

 

olarak NURCULUĞUN MNP-MSP-RP çizgisinde temsil edilen islamcı

 

partilere mesafeli durduğu ve DP – AP – DYP – ANAP çizgisindeki

 

merkez sağ geleneğe destek vermeyi tercih ettikleri söyleneblir.

 

      GÜLEN CEMAATİ , 1970 lerin başında, NUR dershaneleri yerine

 

IŞIK EVLERİ adıyla yeni bir yapılanmaya gitmiş, 1978 yılındaysa

 

sızıntı isimli bir dergi çıkarmaya başlamıştır.Bu dergi ‘ bilimsel

 

kanıtlarla İmanı kuvvetlendirmek ‘ yolunu izleyerek NURSİ nin

 

mirasımnı canlandırdı.

 

 

 

 

 

 

***** 1965 – 1980 ARASI DÖNEMDE DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİ

 

 

 

 

 

 

** Alevilerle İlgili Tartışmalar :

 

      Alevilerin büyük çoğunluğu kurtuluş savaşına destek verdiler. Daha

 

sonra kurulan laik Cumhuriyet rejiminide benimsediler. Msutafa Kemal

 

1919’ da Hacı Bektaş postnişini Cemalettin Çelebi’yi ziyaret ederek

 

desteğini alacaktı.

 

      1960’ların ikinci yarısından itibaren Aleviler ve Sosyalist hareket

 

arasında sıcak bağlar gelişti. Alevi tarihi, Pir Sultan Abdal gibi önem

 

şahsiyetler, sosyalist tezler ışığında yeniden yorumlanıyordu. Türkiye

 

işçi partiside (TİP ) alevilerden destek görmüştür.

 

       Alevilerin büyük çoğunluğu Ecevitliderliğimdeki CHP’ye ve değişik

 

sosyalist gruplara destek vermeyi tercih ettiler.

 

 

 

 

 

***** 1980 – 1997 ARASI DÖNEMDE DİN DEVLET İLİŞKİLERİ

 

 

 

 

12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirenlerin en öenmli gerekçelerinden

 

biriside daha önceleri olduğu gibi irtica yehdidiydi. Darbeden sonra sol,

 

Milliyetçi ve İslamcı çevrelerden onbinlerce kişi tutuklanarak

 

yargılandı.

 

 

 

** Refah Partisinin yükselişi

 

 

RP, 1991 seçimlerinden önce yürürlüğü lampanya ile sosyal meseleleri

 

gündeme getirerek kent yoksullarına yönelmişti.

 

 

 

** Baş örtüsü meselesi

 

 

 

Başörtüsü meselesinin gündeme geldiği ilk olay, 1968 yılındaki Hatice

 

Babacan’ın İlahiyat Fakültesine başörtüsü ile gelme girişimi idi.

 

        1990 larla beraber, türban sorunu ‘ Laik – İslamcı ‘ çatışmasının

 

ciddi bir sembolu oldu ve dokunulması zor bir tabu haline geldi.

 

 

 

 

 

 

 

 

***** 1997 SONRASI DÖNEMDE DİN VE DEVLET İLİŞKİLERİ

 

 

 

 

 

28 Şubat 1997 tarihinde yapılan MGK toplantısında, Erbakan

 

hükümetinden bir dizi kararı uygulaması istendi. 28 Şubat

 

müdahalesinden sonra Refahyol hükümeti devrildi. Türkiye 2002 ye

 

kadar koalisyon hükümetleriyle yönetildi.

 

 

       ‘ Milli görüş göleğini çıkardıl ‘ diyen Erdoğan liderliğindeki AKP,

 

kendisini muhafazakar demokrat olarak tanıttı. Türkiye nin AB  ye

 

üyelik sürecini hızlandıran AKP, özellikle ilk döneminde çatışmacı

 

siyasetten uzak durdu.

 

 

       AKP, liderlik tartışmalarında daha çok ANGLO ve SAKSON

 

modeli olarak bilinen devletin dini alana müdahale etmediği ılımlı bir

 

laiklik anlayışı savunuyordu. Parti programında, ‘ partimiz dini

 

insanlığın en önemli kurumların biri, laikliği ise demeokrasinin

 

vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak

 

görür’^olarak belirtti.

 

 

       Bu ilkelere rağmen AKP, iktidara geldikten sonra Diyanet işleri

 

Başkanlığında ( DİB ) yukarıdaki ilkeler doğrultusunda değişiklikler

 

yapmadı.

 

 

       Alevilerin uzun süredir dinlerdikleri talepler konusunda DİB

 

statükocu bir tavır benimsedi .

 

 

 

 

 

 

 

 

***** TÜRKİYE’DE ORDU – SİYASET İLİŞKİSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

//////////ÜNİTE 7//////////

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

** Türk siyasal hayatının en belirleyici unsurlarından birisi ordunun

 

siyasal hayata oynadığı roldür.

 

 

** Ordunun siyasal hayatta gücünü attıracak düzenlemeleri beraberinde

 

getirmiş olduğu uygulamalar

 

— Ordunun çeşitli kuruluşlarıyla iktisadi hayatın içinde var oluşu

 

— Sıkı yönetim ve olağan üstü hal gibi istisna yönetim tarzlarının

 

Olağanlaşması

 

— Milli Güvenlik Devleti formu

 

— Başarılı olmuş askeri müdahaleler

 

 

 

 

 

**  OSMANLI’NIN SON DÖNEMLERİNDE ORDUYU SİYASAL,

 

TOPLUMSAL, İKTİSADİ HAYATIN DAHADA MERKEZİNE

 

TERLEŞTİREN EN ÖNEMLİ OLAY UZUN VE BÜYÜK SAVAŞLARIN

 

YAŞANMASI

 

 

 

 

***** TARİHSEL ARKA PLAN

 

 

 

Modern Türkiye tarihinde ordunun oynadığı siyasal rol Osmanlı’nın son

 

dönemine kadar geri gider. Modernleşme süreciyle birlikte

 

 

 

 

***** 27 MAYIS 1960 DARBESİ

 

 

 

27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile merkezinden ordunun yer aldığı otoriter

 

siyasal rejim niteliksel bir sıçrama gösterdi

 

 

 

 

 

 

 

 

***** DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ : DARBEYE GİDEN SÜREÇ

 

 

 

 

**27 Mayıs darbesini anlamak için öncelikle DEMOKRAT PARTİ ( DP )

 

dönemini anlamak gerekir çünkü 27 Mayıs askeri darbesi açıkça DP

 

iktidarının, uygulamalarına ve temsil ettiklerine karşı gerçekleştirilmiştir.

 

 

 

 

 

 

** HEGEMONYA : Farklı sınıfsal veya sınıf – bağlantılı toplumsal güçlerin

 

belirli bir sınıfın siyasi, entelektüel ve ahlaki önderliği altında

 

örgütlenmesidir. Hegemonya projesi de hakim ve tabi sınıfların yanı sıra

 

doğrudan sınıfsal olmayan konuların muhatabı toplumsal desteğini almaya

 

çalışan ulusal – popüler eylem programlarıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** DARBELERİN GERÇEKLEŞME SÜRECİ, NEDENLERİ VE

 

                                       MBK’ NİN YAPISI

 

 

 

 

 

 

** DP lideri Menderes’in, iktidara geldikten sonra hep bir tehdit olarak

 

gördüğü orduyu kontrol altına alma stratejisi  yüksek  rütbeli

 

subayları ve komuta heyetini kendine yakın isimlerden oluşturmaktı.Ancak

 

darbe hiyerarşi dışı bir darbe olarak örgütlendi, dolayısıyla  da Menderes’

 

in stratejisi başarısız oldu.

 

 

 

 

 

 

 

***** 27 MAYIS İNKİKAP HAREKETİ NİÇİN YAPILDI ?

 

 

 

 

— PARTİZAN BİR İDARE KURULMASI VE HUKUK DEVLETİ

 

VASFININ ORTADAN KALKMASI

 

 

— PLANSIZ BİR YATIRIM POLİTİKASI VE SUİSTİMALLER

 

 

— ENFLASYONİST BİR MALİ POLİTİKA VE HAYAT PAHALILIĞI

 

 

— FİKİR HAYATI ÜZERİNE BASKI VE BASIN HÜRRİYETİNİ

 

TEHDİT

 

 

— TEK PARTİ DİKTATORYASININ KURULMASI VE BÜYÜK

 

MİLLET MECLİSİNİN MEŞRULUĞUNU KAYBETMESİ

 

 

 

 

 

 

**ASKERİ REJİMİN POLİTİKALARI : SOSYAL – MİLLİ GÜVENLİK DEVLETİNİN İNŞASI

 

 

 

 

** 27 Mayıs askeri rejiminin en temel iki icraatı devlet planlama

 

teşkilatının ( DPT ) kurulması ve devlet yapısını ve devlet – toplum

 

ilişkilerini yeniden düzenleyen 1961 anayasasının hazırlanması oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** 12 MART 1971 MUHTIRASI

 

 

 

 

 

Muhtıra Öncesi Dinamikleri

 

 

 

** AP, 10 Ağustos 1970’lebir ekonomik reform paketi açıklandı. Ancak

 

paket yeni hoşnutsuzluklar doğurdu.Zaten 1969 seçimleri sonrasında

 

hükümet dışı bırakılan, büyük toprak sahipleriyle tarım sektörünün temsil

 

kabiliyeti olan AP içi bir kanat sanayileşme merkezli ekonomik model ve

 

1970 paketinin öngördüğü tanım vergilerinden rahatsız oldu ve AP den

 

ayrılarak Aralık 1970’de DEMOKRATİK PATİYİ kurdu. Ama asıl mesele

 

Türkiye toplumundaki siyasallaşma ve toplumsal mücadele pratiğiydi.

 

MGK toplantılarında ele alınan konulara bakıldığında özellikle 1968’den

 

itibaren iç güvenliğin, özelliklede işçi grevlerine eylemleri, gençlik

 

eylemleri, sol cereyanlar gibi başlıklar altında gündemi işgal ettiği görülür.

 

 

 

 

**Darbeci Klikler Arası Mücadele Ve Muhtıranın İçeriği

 

 

 

Yükselen sol toplumsal ve siyasal hareketlerin ve sosyoekonomik gelişmenin yönetilmediği konusunda neredeyse herkes hem fikirdir.12 mart sürecine giderken ordu içinde her biri müdahaleyi öngören ÜÇ FARKLI AKIMIN OLDUĞU söylenebilir.

 

 

 

— ORTADOĞU’DA YAŞANMIŞ BAAZ TİPİ BİR DARBE İLE

 

KAPİTALİZM DIŞI BİR YOLU SAVUNANLARDIR.BU DAÜAN AVCI

 

OĞLUNUN İDEOLOJİK ÇİZGİSİDİR.SOM AMA KADAR MUHSİN

 

BATUR VE KARAKUVVETLERİ KOMUTANI FARUK GÜRLERİN

 

İRTİBAT İÇİNDE.

 

 

 

— MUHSİN BATUR’UN 27 MAYISÇI MODERNİST – KALKINMACI

 

İYİMSERLİĞİ DEVAM ETTİREN VE 27 MAYIS REFORMLARININ

 

HAYATA GEÇİRİLMESİNİ TALEP EDEN AKIMDIR.

 

 

 

  TAĞMAÇ’IN REFORMLARI DEĞİL YASA, ASAİŞ, DÜZEN

 

***** SÖYLEMİ ÜZERİNDEN MUTLAK BİR OTORİTARYANİZMİ

 

                                     SAVUNAN ÇİZGİSİDİR.

 

 

 

 

 

**  12 Mart Ara Rejiminin İcraatları

 

 

 

Muhtıranın  ardından, Demirel, bunun anayasa ve hukuk devleti ile

 

bağdaşmadığını söyleyerek istifa etti. AP hükümetinin istifasından sonra,

 

26 Mart 1971’de Nihat Erim Başbakanlığında ağırlıkla teknokratlardan

 

oluşan I. Erim hükümeti kuruldu.Aralık 1971 de kurulan 2.Erim

 

hükümetinin de ömrü Mayıs 1972’ye kadar sürdü .

 

 

 

 

 

 

***** 12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESİ

 

 

 

 

** 650 Bin kişi gözaltına alınıp 210 bin dava açıldı. 230 bin kişi yargılandı. 7

 

bin idam istendi,517 idam cezası verilip 50 kişi idam edlidi, 71 bin kişi

 

TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerinden, 98 bin 404 kişi ‘ örgüt üyesi

 

olmak ‘ suçundan yargılandı

 

 

 

 

** 300 kişi bir şekilde öldü.

 

** 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

 

** 30 bin kişi ‘ sakıncalı ‘ olduğu için işten atıldı.

 

** 937 film yasaklandı, 39 ton gazete, dergi, kitap imha edildi.

 

 

 

 

***12 Elül Rejiminin Devlet, Toplum, Ekonomik İnşası

 

 

·        12 Eylül öncesi krizin sebebi olarak iş sınıfının gençliğin, sol

 

hareketlerin toplumsal ve siyasal mücadelesi görüldüğünden, 12 eylül

 

darbesinin ve rejiminin temel derdi ‘ sınıf – temelli siyasete son vermek ‘

 

oldu. Bu, 24 ocak kararlarında somutlanan yeni sermaye birikimi

 

rejimine geçişinde ön koşuluydu. 12 eylül rejiminin en önemli

 

icraatlarından biri 24 ocak kararlarının mimarı Turgut Özal’ın

 

ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak atanması ve sonrasında bu

 

kararların hayata geçirilmesi oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** 1990’LAR VE NEOLİBERAL MİLLİ GÜVENLİK DEVLETİ

 

**Neoliberal kapitalizmin siyasetten yönetilmeme krizi anlamına gelen

 

siyasal hegemonya krizinin yarattığı boşluk, ORDU tarafından

 

dolduruldu.

 

 

 

 

**Kürt Sorunu Ve Milli Güvenlik Devleti

 

 

Özellikle 1992 – 1993 yıllarında kürt sorunun militarizasyonunda bir

 

eşik aşılmış, düşük yoğunluk savaş stretejisi çervesinde bölgede 1987’den

 

beri devam eden OHAL  yönetiminin yanı sıra, formel- enformel ve legal

 

 -illegal bağlantılarıyla bir savaş aygıtı inşa edilmiştir. Köylerin

 

boşaltılması koruculuk sisteminin yaygınlaştırılması JİTEM gibi

 

yapıların kurulması, faili meçhul cinayetler, insan hakları ihlalleri

 

özellikle ülkenin kürtlerin yoğun yaşadığı çeperinde hayatın bir parçası

 

haline gelmiştir.diğer yandan merkezde, milli güvenlik devleti siyasetin

 

güvenlikleştirilmesi ve militarizasyonu yoluyla siyset yapabilmenin

 

yollarını tıkamıştır.1990’larda ordunun pkk ya karşı bir mücadele

 

 yürütüyor oluşu, ulusal düzeyde milli güvenlik kurulunun ve milli

 

güvenlik ideolojisinin merkeze yerleştiği bir devlet formunun kendini

 

yeniden üretebilmesine yol açtı.

 

 

 

 

***** SİYASAL İSLAMCILIK VE 28 ŞUBAT 1997 ASKERİ

 

                                     MÜDEHALESİ

 

 

**  Ordunun siyasal alan üzerindeki vesayetini devam ettyirmede

 

kullandığı iç tehditlerden bir diğeride siyasal islamcı hareketin gelişimi

 

oldu. Oluşan hegemonya krizinin yarattığı boşluğu refah partisi ( RP ),

 

siyasal islamcılık siyaseti üzerinden önce 1994 yerel seçimlerinde Ankara ve

 

İstanbul gibi bu kentleri kazandı, ardındanda 1995 genel seçimlerinden %

 

21, 38 oyla birinci parti çıktı.

 

 

 

 

 

 

*****AKP DÖNEMİ

 

 

 

 

***Akp nin Hegemonya Projesi

 

 

AKP bu başarıyı neoliberal, muhafazakar ve otoriter bir popülist strateji sayesinde sağladı.

 

 

 

AKP’nin hegemonya projesinin birbirine eklemlediği unsurlar:

 

** IMF ve DÜNYA BANAKASI menşili neoliberal sermaye birikim

 

stratejileri ve düzenlemeleri

 

** Neoliberal kapitalizmin sınırları çerçevesinde yoksulluk yönetişimine

 

dayalı sosyal polika programı

 

** Brokratik özellikle askeri vesayet karşı sınırlı siyasal reformculuk ve

 

bunun kaldırıcı olarak AB üyelik projesi

 

 

** Milli irade = çoğunbluk iradesi = seçilmiş hükümet = seçilmiş lider

 

zincirlemesine dayalı çoğunlukçu demokrasi anlayışı

 

 

** İslami toplum ve devlet yaratmaya yönelik islamcılık projesi yerine

 

mıhafazakar modernleşme stratejisi üzerindemn dini muhafazakarlaşma ve

 

sünni – müslüman muhafazakar kesimleri siyasi – iktisadi – kamusal

 

sisteme dahil etme

 

 

** ABD  Hegomanyasına dayalı dünya siyasal sistemini ve bölge

 

politikalarını sahiplenme ve bu çerçevede bölgede yeni bir rol oynama .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

****  II. MEŞRUTİYET’TEN 2000’Lİ YILLARA TÜRKİYE’DE

 

                           EKONOMİ POLİTİĞİN EVRİMİ

 

 

//////////ÜNİTE 8 //////////

 

 

*** II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ

 

 

 

 

Meşrutiyet Liberalizmi

 

 

Meşrutiyet ilan edildiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda liberal düşünce yarım

 

yüzyılı aşkın bir süredir gündemdedir.Tanzimat’la birlikte liberalizm siyasi ve

 

iktisadi alanlarda bir çok taraflar bulur.

 

 

 

 

 

 

Meşrutiyet Liberalizminin Sonu

 

 

II. Meşrutiyet liberalizmi bir süre sonra muhalefetle karşılaşır. Bu muhalefet

 

odaklarından biri MİZANCI MURAT BEY’ dir.  Ona göre liberal politikası ancak

 

gelişmiş ekonomiler için söz konusudur. Geri kalmış ülkelerin ancak

 

himayecilikler bir yerlere gelebileceklerini öne sürer .

 

**AHMET MİTHAT EFENDİ ise ekonomi ve politik ve hallü’l ukad kitaplarında

 

ADAM SMİTH’in serbest iktisat fikrini eleştirir.

 

** MEHMET CAVİT BEY ve dolayısıyla liberal iktisat politkaları, meclis-i

 

mebusanda eleştirilere maruz kalır.

 

 

 

** ZORHAP EFENDİ serbest dış ticaret politikasının ülke çıkarlarıyla

 

bağdaşmayağını, iktisadi bağımsızlığın ancak ılımlı bir himayecilikle

 

gerçekleşeceğini vurgular.

 

 

 

 

 

****Milli İktisadın Kapsamı Ve Kavramsal Çerçevesi

 

 

** Svaşlar, isyanlar ve yükselen milliyetçi dalga II. Meşrutiyet liberalizminin

 

sonunu ittihatçıların Müslüman – Türk unsuru ekonomide etkin ve egemen

 

kılmaya yönelik girişimleri ile eş zamanlı olarak yine 1. Dünya savaşı sırasında

 

yabancı sermayeyi denetim altına almaya yönelik, ancak yabancı çevrelerce

 

yabancı düşmanlığı olarak nitelendirilen bir dizi girişim gündeme gelir. Bu

 

bağlamda yabancı sirketlerin işlettiği aydın, kasaba, suriye, mudanya demir

 

yolları ve istinye tersanesi satın alınarak millileştirilir. Zonguldak limanının

 

satın alınmasına karar verilir. Kabotaj ticaretinde tekel oluşturmuş olan yunan

 

bayraklı gemilerin bu alandaki üstünlüklerine karşı, kabotaj ticaretinin Osmanlı

 

gemileri ile gerçekleştirilmesi yani kabotaj hakkının Osmanlı bayraklı gemilere

 

verilmesi kararlaştırılır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***** ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ

 

 

 

 

 

** İmparatorluktan Cumhuriyete ‘ Milli İktisat ‘ ta Süreklilik

 

 

 

 

ittihatçılar ile Cumhuriyeti kuran ve bütün bir tek parti iktidarı süresince yani

 

Kemalistler ile ve hatta ardından gelen demokrat parti ( DP ) iktidarı devrinde

 

Türkiye’yi yöneten kesimler arasında ideolojik, kadrolar, politika üretme ve

 

uygulama gibi noktalarda benzerlıkler ve süreklilik vardır.Pozitivizm, tıpkı

 

ittihatçılar gibi, Kemalistleride etkiler. İttihatçılar ile Kemalistler laiklik, halkçılık

 

ve inkilapçılık ilkerinde benzerlikler göstermekte ve bu konuda süreklilikten

 

bahsetmekte mümkün olmaktadır.

 

 

 

 

 

** 1923 İzmir İktisat Kongresi

 

 

 

İzmir iktisat kongresi, Ankara hükümeti iktisat vekaleti tarafından düzenlenir.

 

Ancak kongre düzenleme fikri, İstanbul ticaret kesiminin bir dış ticaret kongresi

 

düzenleme düşüncesini ve bu yöndeki girişimlerinin etkisiyle ortaya

 

çıkar.Toplam 1135 kişinin katıldığı kongrede her ilçeyi, korparatizmin bir

 

yansıması olan mesleki temsil anlayışına göre bir tüccar, sanayici, zanaatkar,

 

amele, şirket, banka ve üç çiftçi temsilcisi olmak üzere toplamı 8 kişiden oluşan

 

heyetler temsil eder.

 

 

 

** 1930’ larda Devletçilik Tartışmaları

 

 

 

1930’larda devletçilik ve liberalizm üzerine tartışmalar basın yolu ile

 

Kadrocular, Ahmet Ağaoğlu ve Ahmet Hamdi Başar arasında yaşanır.1930’larda

 

devletçiliğin en belirgin niteliklerinden birisi planlı sanayileşmedir. Kapitalist

 

sistemin kriz içinde bulunduğu bir sırada otoriter ve totaliter rejimler komuta

 

ekonomileri ile iktisadi gelişme süreçlerinde önemli adımlar atarlar.Hem

 

koşullar hemde çevresindeki örnekler Türkiye’nin kapitalist sisteme sırtını

 

dönmeden, diğer sistemin yani sosyalizmin bir aracı ile yani planlama ile

 

sanayileşme girişiminde bulunmasında etkili olur. Bu gelişme, Türkiye’de

 

devletçiliğin tanımlanmasında önemli bir husustur.

 

 

 

 

 

** Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı

 

 

 

 

1934’ te uygulamaya konan birinci beş yıllık sanayi planının ( BBYSP ) ana

 

hedef ve stratejisi ülkenin yer üstü kaynaklarını değerlendirerek ithalata konu

 

olan özellikle şeker, dokuma ve kagıt başta olmak üzere temel gereksinim

 

maddelerini yurt içinde üretme – yerel veya bölgesel tarımsal üretime ve doğal

 

kaynaklara dayanan sanayi üretim birimleri kurma ; kurulacak sanayi

 

tesislerinin, kuruluş yerlerinin hammadde ve iş gücü kaynaklarına yakın

 

olmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

***** ÇOK PARTİLİ SİSTEM

 

 

 

 

 

 

** İkinci Dünya Savaşı Ertesi Devletçiliğin Tasfiyesi

 

 

Türkiye 2. dünya Savaşının dışında kalmayı başarır.2. Dünya Savaşı ertesinde

 

ise Türkiye yönünü açıkça ABD ve batılı müttefiklerine doğru çevirir. Bu yeni

 

yönelişte kuzeyden belirlenen Sovyet tehdide etkili olur. Türkiye’nin batıya

 

açılma süreci beraberinde çok partili siyasal yaşama geçişi getirir.

 

 

Türkiye Marshall yardımı’ndan yararlanabilmek amacıyla Vaner planı olarak

 

bilinen 1947 Türkiye kalkınma planında tam biçimini bulan yeni kalkınma

 

stratejisi, yani tarım ağırlıklı bir kalkınma stratejisine yönelir ancak bu planda

 

hayata geçmez.

 

 

 

**1948 Türkiye İktisat Kongresi

 

2. Dünya Savaşı ertesi değişken ülke ve dünya koşullarında devletçiliğin tanımı

 

ve niteliği yeni biçimler alır.Nitekim savaş ertesi dönemde devletçiliğin

 

tartışıldığı en özemli zeminlerden birisi 1948 Türkiye iktisat

 

kongresidir.kongrede devletin, bireyin iktisadi özgürlüklerini koruması

 

gerektiği, özel girişimin temel alınması, devletin ekonomide rehber rolü

 

oynaması ve sosyal adaleti sağlaması gerektiği ileri sürülür.

 

 

 

 

 

 

 

 

***Devletçiliğin DP Liberalizmine Evrimi

 

 

 

 

 

* DP liberalizminde devlet önemli bir yere sahiptir. Özel sektörün elini

 

uzanamadığı yere devlet el at­malıdır. Ayrıca özel sektörün altından

 

kalkabileceği alanlardaki devlet işletmelerinin, özel sektöre devri ve devlet

 

işletmeciğilinin özel girişimlere engel olmayacak biçimde ve eşit koşullarda

 

rekabetinin sağlanması DP liberalizminin sınırlarını çizer.

 

 

 

 

 

 

***Keynesyen Düşüncenin İlk İzleri

 

 

 

* Tek partili siyasal sistemden çok partiye geçiş süreci ve DP’nin iktidarı

 

döneminde izlenen iktisat politi­kalarının düşünsel arka planımda dünyada

 

iktisat alanında yaşanan önemli bir gelişmenin etkileri vardır. Bu gelişme

 

kısaca Keynesyen iktisadın yükselişi olarak ifade edilebilir. Keynesyen

 

iktisat, tam istihdam sorunu ve tasarruf ile yatırım arasındaki ilişki üzerine

 

öneriler getirmektedir. Buna göre tam istihdamın sağlanması için

 

gerektiğinde devletin ekonomiye müdahalesi söz konusu olabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***DP Liberalizminin Sonuçları, DPT’nin Kuruluşu ve Planlamanın

 

                             Yeniden Yükselişi

 

 

Türkiye ekonomisi 1950 -1953 döneminde hızlı bir büyüme gösterir. 1954’te

 

ise tarımda haşatın kötü olması ve daraltıcı politikaların sonucu olarak

 

ekonomi %3 küçülür. Ancak büyüme hızı sonraki yıllarda da dalgalı ve

 

yüksek bir seyir izlemeye devam eder. 1955 yılında alınan tedbirlerin etkisi

 

ile fiyat artışlarında bir yavaşlama yaşanmış olsa da 1955 – 1959 yıllarında

 

fiyat artışları %15’in altına düşürülemez. Fiyat ar­tışlarına rağmen Türk

 

lirasının ( tl ) yabancı paralar karşısında değerlerinin aynı kalması bir

 

yandan ihracatı zorlaştırırken diğer yandan ithalatı cazip hâle getirir. Bu da

 

dış ticaret açığının büyümesine neden olur.

 

Planlamanın bir anlamda beyni olan Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT)

 

kuruluşu 27 mayıs 1960’ta DP hükümetini devirerek yönetime gelen Milli

 

Birlik Komitesi’nce gerçekleştirilir.

 

 

 

 

 

 

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı

 

 

 

1963 -1967 yıllarını kapsayan BBYKP’nin bir bunalım döneminin ardından

 

gelmesi nedeni ile temelde kararlı ve dengeli bir gelişme yaklaşımı

 

benimsenir. İBYKP’de ise yanı temel hedefler korunurken büyüme hızı

 

üzerinde daha fazla durulur. Tarım ve sanayi sektörlerinin dengeli gelişmesi

 

yaklaşımı terk edilerek sanayi sektörünün ekonominin sürükleyici sektörü

 

olması öngörülür.

 

 

 

 

 

 

 

*** Toplumsal Muhalefetin Yükselişi TİP ve Yön Hareketi

 

 

 

 

 

1960’ların Türkiye’sinde ekonomi tartışmalarının merkezinde yine devlet ve

 

devletçilik yer alır. Bu yeni aktörlerin başında özellikle iki oluşum dikkat

 

çeker. Bunlardan biri Türkiye İşçi Partisi, diğeri ise Yön ha­reketidir. Türkiye

 

işçi partisi dış ticaret, bankacılık gibi sektörlerin devletleştirilmesini, toprak

 

reformunun gerçekleştirilmesini savunur. Yön hareketi Türkiye İşçi

 

Partisinin meclis dışında kalmasından sonra, sol çevrelerde daha çok ilgi

 

görür hâle gelir.

 

 

 

 

 

***** NEOLİBERALİZMİN YÜKSELİŞİ

 

 

 

***Keynes’ten Friedman Çizgisine Geçiş

 

 

Türkiye’de 1960’larda izlenen iktisat politikalarının işlerliği, 1970’lerin

 

başında patlak veren kriz ile sor­gulanmaya başlar. OECD Türkiye’ye Yardım

 

Konsorsiyumu ve uluslararası mali kuruluşlar Türkiye’ye de­valüasyon

 

yapması önerisinde bulunur. 1973 yılından itibaren devalüasyonun ihracat

 

üzerindeki olumlu etkisi, iç fiyatlardaki hızlı artış nedeniyle ortadan

 

kalkmaya başlar. Dolayısıyla 1980’lerde Türkiye Friedman çizgisinde

 

politikalarla tanışır. 24 Ocak Kararlan olarak anılan istikrar tedbirleri bu

 

doğrultuda değerlendiri­lebilir. Ancak Friedman’ın görüşleri masum ve

 

demokratik yollarla Türkiye’de egemen olmaz. Tıpkı 1973’te Şili ‘de olduğu

 

gibi 12 Eylül 1980’de de Türkiye’de bir askerî darbe gerçekleşir ve

 

Friedmancı reçeteler hayata geçmeye başlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

24 Ocak Liberalizmi ve Sonuçları

 

 

Türkiye’nin dış ödemeleri 1977’den sonra büyük ölçüde durur. Ancak, zaruri

 

ilaç ham maddesi, gübre ve petrol için döviz ayrılabilir hâle gelinir. Ödeme

 

güçlüğü karşısında IMF ile masaya oturulur. 1978’de ilk anlaşma yapılır.

 

Doların fiyatı t- 19’den t-25’ye çıkar. 1980 sonrası Türkiye ekonomisine

 

damgasını vuran 24 Ocak Kararları ile ithalatın serbestleştirilmesi; fc’nin

 

aşırı değerlendirilmesine son veren gerçekçi kur uygulamasına geçilmesi;

 

ihracatın, yabancı sermayenin özendirilmesi; ihracata sigorta ve finansman

 

ile ku­rumsal destek sağlanması; kademeli olarak sübvansiyonların

 

azaltılması ve fiyat denetimlerini kaldırılması öngörülür. 24 Ocak kararları

 

kısacası hemen bütün Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan korumacı – mü­

 

dahaleci iktisat politikalarının terk edilmesi ve daha liberal bir yapının

 

kurulması yönünde atılmış adımlardır.

 

 

 

 

 

 

 

Derviş Programı ve Sonrası

 

 

 

3 Kasım 2002’de gerçekleşen genel seçimin sonucunda yeni kurulmuş olan

 

AKP, tek başına hükümet kurarak Türkiye’yi yönetmeye başlar. Bu iktidar

 

Kemal Derviş’in şahsında temsil edilen iktisat politikalarını tereddütsüz

 

sürdüreceğini kamu oyuna duyurur. Türkiye’nin 2004 yılında cari açığı 16

 

milyar dolara ulaşır. Bu tutar, Türkiye’yi ABD hariç dünyanın en fazla cari

 

açığına sahip ülkesi durumuna getirir. AKP iktidarı, her yıl cari açığın daha

 

çok arttığı bir dönem olur. 2006 yılında 31,3 milyar dolar olan cari açık; 2010

 

yılına göre 30 milyar 446 milyon dolar daha artarak, 2011 yılında 77 milyar 89

 

milyon dolar olur. Hükümetler ise mali ve siyasi destek kaygıları ile

 

uluslararası finansörlerin istekleri doğrultusunda sosyal güvenlik

 

sisteminden ülkenin hem nakde dönüşebilecek birçok iktisadi girişim ve

 

taşınmazını satmaya uzanan çeşitli çarelere başvururlar. Bu tablo yoksulluk

 

sınırında yaşayan 20 milyon ve açlık sınırında yaşayan 1 milyon yurttaş

 

yaratır. Bütün bunlar Türkiye’de izlenen iktisat politikalarının ideolojik arka

 

planı yani neoliberalizmin bir sonucu olarak yaşanmaktadır.