Auzef-Kamu-Yönetimi-Çalışma-Ekonomisi

ÇALIŞMA EKONOMİSİ

//////////// 1.ÜNİTE////////////////

 

Çalışma ekonomisi: Emek arz ve talebinin karşılaştığı ve emeğin fiyatı olan ücretin belirlendiği emek piyasalarının işleyişi ve bu piyasalarda ortaya çıkan sorunlarla uğraşan bir disiplindir.

 

Emeğin sahip olduğu boyutlar                                                                                     

*Emek bir üretim faktörüdür,                                                                                          

*Emek bir insan kaynağıdır                                                  

*Emek temel bir gelir kaynağıdır

 

 

Çalışma ekonomisinin cevabını aradığı sorular

*Endüstri toplumlarının çoğunda, geçtiğimiz yüzyıl boyunca, neden kadınların işgücüne katılımı sürekli bir artış göstermiştir?

*Göçün yerel işgücünün ücret ve istihdamı üzerine etkisi nedir?                                                                 

* Asgari ücretler nitelik düzeyi düşük çalışanların işsizlik oranını arttırır mı?

*İş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinin istihdam ve gelirlere etkisi nedir?

* insan sermayesine yapılan sübvansiyonlar, dezavantajlı çalışanların ekonomik refahının arttırılmasında etkin bir yöntem midir?

*Sendikaların üyeleri ve ekonomi üzerindeki ekonomik etkileri nelerdir?

*Cömert bir işsizlik sigortası işsizlik süresini uzatır mı?

*Avrupa’daki işsizlik oranı niçin Amerika Birleşik Devletleri’nden daha yüksektir?

 

Arz ve talep kanunlarının geçerli olduğu bir yeri anlatan “piyasa” kavramı; Emek piyasaları söz konusu olduğunda emek arz ve talebinin karşılaştığı, ücret ve diğer çalışma koşullarının belirlendiği bir ortamıdır.

 

***Emek piyasası kavramı bir soyutlamadır; emeğini arz edenlerle emek talep edenlerin bir araya geldikleri ortamı tanımlamak üzere kullanılan analitik bir kurgudur..

 

***İşçinin kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan emek, satılamaz ya da satın alınamaz

 

Firmalar açısından faaliyet gösterilmesi zorunluluğu olan 3 yaşamsal piyasa: Emek piyasası, ürün ve sermaye piyasalarıdır.

 

Emek piyasalarını diğer piyasalardan ayıran farklı özellikleri

 

*İstihdamının çalışan ve çalıştıran arasında kişisel bir ilişkiyi ifade etmesi, emek piyasasını mal ve diğer piyasalardan ayıran belki de en önemli özelliktir.

 

*Pek çok piyasada ürünler standart bir yapıya sahipken yani çoğu birbiriyle benzerlik gösterirken; emek piyasasına arz edilen emek büyük ölçüde heterojendir.

 

*Emek piyasası hakkında genellikle hem işveren hem de işçi bakımından bir bilgi eksikliği söz konusudur.

 

*Pek çok sayıda emek piyasasının var olması emek piyasalarının bir diğer özelliğidir

 

*Emek piyasalarında grup ilişkilerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır.Bu piyasalardaki karar alıcı birimlerin başında gelen sendikaların davranışlarını belirleyen sosyal, siyasal ve ideolojik bazı etkenler mal piyasalarında yer alan firmaların davranışlarını etkileyen faktörlerden farklıdır.

 

*Genellikle iş arayanların sayısı açık işlerin sayısından daha fazladır. Bunun doğal sonucu emek piyasasında işçinin pazarlık gücünün nispi olarak düşük olmasıdır.

 

*Emek talebinin türetilmiş bir talep olması emek piyasalarını da farklı kılmaktadır. Emek talebi mal ve hizmet talebine bağlı olduğundan, ekonominin genişleme dönemlerinde emek talebi artarken, daralma dönemlerinde ise azalan mal ve hizmet talebine paralel olarak emek talebi de azalmaktadır.

 

 

***Türkiye emek piyasası,Orta Doğu emek piyasası, Akdeniz bölgesi emek piyasası da coğrafi alan göz önüne alınarak yapılan sınıflandırmadır.

 

Standart tanımlar oluşturmanın ve bu tanımları kullanarak analiz yapmanın iki tür zorluğundan söz edilebilir.

1. Bu tanımların yansız, objektif ve evrensel kılınmalarının nasıl mümkün olabileceği meselesi

2.Tanımların ideolojik içeriklerinin ya da teorik dayanaklarının yarattığı sınırlayıcılığın farkında olup olmama sorunu

 

Çalışma Çağındaki Nüfus: Alt sınırı, zorunlu temel eğitimin bitişini ifade ederken; üst sınırıda emeklilik yaşına karşılık gelmektedir. 

 

***Ülkeler arasında yaygın olan yaş sınırları 15-64 yaşları arasıdır.

         Çalışma çağındaki nüfusu: 15- 64

 

Aktif Nüfus: Aktif ya da faal nüfus, çalışma çağında yani 15 ve daha yukarı yaş grubunda olup kurumsallaşmamış nüfustan oluşmaktadır.

 

Aynı zamanda, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus

 

Kurumsallaşmamış nüfus, Türkiye istatistik Kurumu’na göre; “okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, özel nitelikli hastane,hapishane, kışla ve orduevi gibi yerlerde ikamet edenlerle yabancı uyruklular dışındaki nüfustur”.

 

***Aktif nüfus, “Belirli bir referans dönemi boyunca, Birleşmiş Milletler Millî Gelir,Muhasebe ve Denge Sistemleri tarafından tanımlanmış iktisadi mal ve hizmetlerin üretimi için gerekli olan işgücü arzını besleyen kadın ve erkeklerdir”

 

Aktif Nüfus = işgücü + işgücüne dahil olmayanlar

 

İşgücü :

* işgücü bir ülkedeki emek arzını insan sayısı yönünden ifade eden bir kavramdır. 

* Bir ülkedeki nüfusun üretici durumda bulunan yani ekonomik faaliyete katılan kısmıdır

 

***Bazı kişiler de çalışma çağı dışında oldukları hâlde çalışma yaşamı içinde yer alırlar. 15 yaşın altındaki çocuk işçiler ya da 64 yaşın üzerinde olduğu hâlde çalışmaya devam edenler gibi.

 

***işsiz kalan ve çalışmak istediği hâlde iş bulamadığı için iş aramaktan vazgeçen kişiler de işgücü içinde sayılmazlar. Bunlara, “cesareti kırılmış işçiler” adı verilir

 

işgücü = istihdam edilenler + işsizler

 

***Türkiye istatistik Kurumu’na göre, işgücüne dahil olmayanlar, işsiz veya istihdamda bulunmayan kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfustur.

 

İşgücüne dahil olmayanlar:  

 

*iş  aramayıp çalışmaya hazır olanlar: Çeşitli nedenlerle bir iş aramayan ancak 2 hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir.

 

*iş bulma ümidi olmayanlar: Daha önce iş aradığı hâlde bulamayan veya kendi vasıflarına uygun bir iş bulabileceğine inanmadığı için iş aramayan ancak işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir.

 

*Diğer: Mevsimlik çalışma, ev kadını olma, öğrencilik, irad sahibi olma, emeklilik ve çalışamaz hâlde olma gibi nedenlerle iş aramayıp ancak işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir.

 

*Mevsimlik çalışanlar: Mevsimlik çalışması nedeniyle iş aramayan ve işbaşı yapmaya da hazır olmayan kşilerdir.

*Ev işleriyle meşgul: Kendi evinde ev işleriyle meşgul olması nedeniyle iş aramayan ve iş başı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.

 

*Öğrenci: Bir öğrenim kurumuna devam etmesi nedeniyle iş aramayan ve işbaşı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.

 

*Emekli: Bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olduğu için iş aramayan ve iş başı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.

 

*Çalışamaz hâlde: Bedensel özür, hastalık veya yaşlılık nedeniyle iş aramayan ve işbaşı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.

 

*Diğer: Ailevi ve kişisel nedenler ve bunun dışındaki diğer nedenler ile iş aramayan ve işbaşı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.

 

işgücünü; birincil ve ikincil işgü-cü olarak ikiye ayırabiliriz

 

Birincil işgücü : Emek piyasasında tam ve sürekli çalışanları kapsar. Hanehalkı reisleri gibi.

 

ikincil işgücü: Bir işe bağımlılıkları esas sorumlulukları olarak görülmeyen kişilerden oluşur. Evli kadınlar, okul çağındaki çocuklar ve gençler ikincil işgücü olarak nitelendirilir

 

İstihdam :

*Geniş anlamda üretim faktörlerinin üretim sürecinde kullanılmasını ifade eder.

*Dar anlamda istihdam ise emek faktörünün üretim sürecinde birgirdi olarak kullanılmasıdır.

 

İstihdam” ile “çalışma” kavramları arasındaki farkı:

*İstihdam, belirli bir bedel (ücret, kar gibi) karşılığı olarak piyasa ile olan ilişkiyi tanımlarken, çalışma kavramı daha genel bir kavramdır.

 

***Bir ev kadınının evdeki faaliyetleri ya da bir öğrencinin dersi ile ilgili faaliyetleri hep çalışmadır ve bu tür faaliyetlerin hemen hepsinin parasal bir karşılığı  yoktur.

 

Türkiye istatistik Kurumu’na göre, istihdam; işbaşında olanlar ve işbaşında olmayanlar grubuna dahil olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki tüm nüfus istihdam edilen nüfustur

 

İşbaşında olanlar: Yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak referans dönemi içinde en az bir saat bir iktisadi faaliyette bulunan kişilerdir.

 

İşbaşında olmayanlar: işi ile bağlantısı devam ettiği hâlde, referans haftası içinde çeşitli nedenlerle işinin başında olmayan kendi hesabına ve işverenler istihdamda kabul edilmektedir.

 

***Ücretli ve maaşlı çalışan ve çeşitli nedenlerle referans döneminde işlerinin başında bulunmayan fertler; ancak 3 ay içinde işlerinin başına geri döneceklerse veya işten uzak kaldıkları süre zarfında maaş veya ücretlerinin en az % 50 ve daha fazlasını almaya devam ediyorlarsa istihdamda kabul edilmektedir.

 

***Üretici kooperatifi üyeleri, bir iş ya da meslekte bilgi veya beceri kazanmak amacıyla belirli bir menfaat (ayni ya da nakdi gelir, sosyal güvence, yol parası, cep harçlığı vb.) karşılığında çalışan çıraklar ve stajyer öğrenciler de istihdam hâlinde olanlar kapsamına dahil edilmektedirler

 

***Emek piyasalarının temel göstergelerinden birisi olan istidam oranı, aktif nüfus içersinde istihdam edilenlerin görece ağırlığını gösterir

 

istihdam Oranı: istihdamın, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içindeki oranıdır.

 

İstihdam Oranı =    İstihdam edilenler / Aktif nüfus   × 100

 

işsizlik Oranı : işsiz nüfusun işgücü içindeki oranıdır.

 

Emek piyasalarının temel göstergelerinden biri: Toplam işgücü içersinde işsizlerin görece ağırlığını gösteren işsizlik oranıdır.

 

işsizlik Oranı = işsizler / İşgücü × 100 ( İşsizler = işgücü – istihdam Edilenler)

 

Eksik istihdam

*İşgücü kategorileri, istihdamdakiler ve işsizler, eksik istihdamdır.

 

*Eksik istihdam, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, geçmişten bugüne, hayatın önemli bir gerçeği olmuştur.

 

*Eksik istihdam, istihdamın sektörel dağılımı içinde tarımın ağırlıkta olduğu, ücretsiz aile işçilerinin yoğun olarak bulunduğu ve işsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı ülkelerde, işgücünün gereği gibi de¤erlendirilememesinden kaynaklanan önemli bir sorundur.

 

***Eksik istihdam tanımlanırken, genellikle “düşük”, “daha az”, “yetersiz” gibi kavramlar kullanılarak istihdamın düşük nitelikli bir türü biçiminde ifade edilir.

 

***Livingstone’a göre, eksik istihdam kişinin yaptığı işle sahip olduğu eğitim arasındaki uyumsuzluğun bir sonucudur.

 

*** Livingstone’a göre bu boşluk, işle ilgili bilgi ve bu bilgiyi kullanma fırsatları arasındaki uyumsuzluktan doğmaktadı.r

 

*** 1960’dan beri ABD ve Kanada’da işgücünün niteliği işlerin niteliğinden daha hızlı artmıştır.

 

*** Livingstone ABD ve Kanada’da işgücünün yaklaşık olarak %20’sinin bu anlamda eksik istihdamda olduğunu hesaplamış ve son 20 yıldır da bunun sürekli bir artış içinde olduğunu ortaya

Koymuştur.

 

Eksik istihdamın boyutları:

 

• Kişi, işin gerektirdiğinden daha fazla formel eğitime sahiptir.

• Kişi, formel eğitimi dışındaki bir alanda gönülsüz olarak çalışmaktadır.

• Kişi, işin gerektirdiğinden daha fazla iş deneyimine ve niteliğe sahiptir.

• Kişi, gönülsüz olarak yarı zamanlı, geçici veya kesintili istihdamdadır.

• Kişi, bir önceki işinden %20 veya daha az kazanmaktadır.

 

*** Eksik istihdamın hem objektif hem de sübjektif olarak belirlendiği söylenebilir.

 

***Uluslararası Çalışma istatistikçileri Konferansı’nın (ICLS) 1982 yılında yapılan 13. toplantısında eksik istihdam, görülebilir ve görülemeyen eksik istihdam olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

 

Görülebilir eksik istihdam (visible underemployment) temelde istatistiksel bir kavram olup doğrudan iş miktarındaki bir yetersizliği ifade eden işgücü istatistikleriyle ölçülebilir.

 

Görülemeyen eksik istihdam (unvisible underemployment): işgücü kaynağının yanlış kullanımını veya işgücü ve diğer üretim faktörleri arasında temel bir dengesizliği yansıtan analitik bir kavramdır.

 

Temel belirtileri:  Düşük gelir, düşük verimlilik ve işgücünün sahip olduğu

niteliklerden yeterince yararlanamama’dır.

 

** Eksik istihdamın istatistiksel olarak ölçülmesi,genellikle görülebilir eksik istihdamla sınırlıdır

 

***Eksik istihdam, zamana dayalı eksik istihdam (time-related underemployment) ve yetersiz istihdam (inadequate employment) olarak ikiye ayrılmıştır.

 

Zamana dayalı eksik istihdam: Çalışma süresinin yetersizliği nedeniyle ilave bir iş arayan ve bu işte çalışmaya müsait olanların durumunu ifade eder.

 

Zamana dayalı eksik istihdamı tanımlamak için bu durumun referans döneminde uyması gereken kriterler;

*ilave çalışmaya istekli olma,    

*ilave çalışmaya müsait olma,

*Normal çalışma süresinden az çalışma.

 

Yetersiz istihdam : Görülemeyen eksik istihdamdan daha geniş bir alanı içine alır. Tanımı görülemeyen eksik istihdama göre hem daha objektif hem de daha pratiktir.

 

Yetersiz istihdam şu üç durumda söz konusu olmaktadır:

 

*Niteliğe dayalı yetersiz istihdam durumu (skill-related inadequate employment):

işçinin sahip olduğu niteliğin, işin gerektirdiğinden çok daha fazla olmasıdır

 

*Gelire dayalı yetersiz istihdam durumu (income-related inadequate employment):

Normal çalışma süresinin altında çalışmamakla birlikte elde edilen gelirin çok düşük olması durumudur.

 

*Aşırı çalışmaya dayalı yetersiz istihdam (inadequate employment related to

excessive hours): Aşırı istihdam olarak da isimlendirilebilecek bu durumda kişilerin gelirlerinin azalmasına rağmen referans dönemindekinden daha az sürelerle çalışmak istemeleri

 

Yetersiz istihdam, her ülkenin içinde bulunduğu duruma göre farklı sebepleri:

§                                 Mesleki niteliklerin yetersiz ve yanlış kullanılması

§                                 Mevcut işlerdeki gelirin yetersizliği

§                                 Aşırı çalışma süreleri

§                                 İşin yapılmasında gerekli olan alet, ekipman ve eğitimin yetersizliği

§                                 Sosyal hizmetlerin yetersizliğidir.

 

 

Eksik istihdamı ölçmenin temel amacı: “İstihdam sorununu daha iyi analiz ederek, kısa ve uzun dönem politikaların değerlendirilmesine ve oluşturulmasına, verimli ve özgürce seçilen istihdamı arttırmaya yönelik önlemlere yardımcı olmaktır”

 

 

işgücüne Katılma Oranı: İstihdam edilenlerle işsiz olup aktif olarak iş arayanların toplamının oluşturduğu işgücünün aktif nüfusa oranıdır.

 

İşgücüne Katılma Oranı = Çalışanlar + işsizler / Aktif Nüfus × 100

 

***Ekonomi politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında önemli bir rol oynayan işgücüne katılma oranı, “ekonomik faaliyet oranı

 

*** İşgücüne katılma oranını etkileyen faktörler genellikle, bireysel emek arzını belirleyen faktörlerle özdeştir

 

Bağımlılık Oranı: Çalışma çağındaki kişilere bağımlı olan nüfusun kaba bir ölçüsüdür.

 

Bağımlılık Oranı = Çalışma çağı dışındaki nüfus / Çalışma çağındaki nüfus  × 100

 

 Bağımlılık oranının iki farklı bileşeni : Çocuk bağımlılık oranı ve yaşlı bağımlılık oranıdır.

 

 Çocuk bağımlılık oranı: 15 yaşın altındaki çocuk sayısının çalışma çağındaki nüfusa, yani 15-64 yaş grubundaki nüfusa oranıdır.

 

Çocuk Bağımlılık Oranı = 15 yaşın altındaki nüfus / Çalışma çağındaki nüfus × 100

 

Yaşlı bağımlılık oranı: 65 ve üstü yaş grubunun 15-64 yaş grubuna oranıdır.

 

Yaşlı Bağımlılık Oranı = 64 yaşın üstündeki nüfus / Çalışma çağındaki nüfus  × 100

 

***Doğurganlık oranlarının yüksek olduğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde,çocuk bağımlılık oranı gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir. 

 

Emek Verimliliği : Üretim sürecine katılan üretim faktörleriyle elde edilen üretim arasındakiilişkiyi ifade eden verimlilik, toplumların ekonomik refah düzeylerinin temel belirleyicisi olarak kabul edilen bir kavramıdır.

 

*Eğer üretim miktarı, üretimde kullanılan toplam faktör miktarına bölünüyorsa “toplam verimlilik

*Üretim faktörlerinden sadece birisine oranlanıyorsa “kısmi verimlilik”

 

*** “Emek verimliliği”, “sermaye verimliliği” ya da “müteşebbis verimliliği” gibi verimlilik türlerinden bahsedilebilir.

 

 *** “Emek verimliliği, belirli bir dönemde bir firmanın, iş kolunun veya ülkenin ürettiği toplam reel üretim miktarının, bu üretimin elde edilmesi için kullanılan toplam emek-saat miktarına bölünmesiyle elde edilir”.

 

Emek verimliliği =   Toplam ürün  /  Çalışılan süre

 

*** Emek verimliliğini belirleyen unsurların başında, üretimde kullanılan emeğin kalitesi gelmektedir.

 

*** İyi eğitilmiş, vasıf düzeyi yüksek işçilerin verimlilik düzeyi de yüksek olacaktır.

 

*** Eğitimin yanında, sağlık ve beslenme koşulları gibi yaşam şartları da emeğin kalitesi üzerinde etkili olmaktadır.

 

***  Emeğin verimliliğini belirleyen bir başka unsur, birim emek başına düşen sermaye malı miktarıdır.

 

***  Sanayide kullanılan makine sayısındaki artışlar işçi başına daha fazla sermaye malı düşmesine neden olmuş, bu da verimliliği yükseltmiştir.

 

***  Teknolojik gelişmeler, uzmanlaşma, emek hareketliliği, toplumdaki verimlilik

kültürü ve kamu politikaları da emek verimliliğini etkileyen unsurlar arasında sayılabilir

________________________o_____________________________

 

 

 

 

////////////// 2.ÜNİTE////////////////

 

 

ZAMAN KULLANIMINDA ALTERNATiFLER

 

***İnsanın miktarını arttıramayacağı şeylerin başında “zaman” gelir..

 

*** iktisatçılar, emek arzını analiz ederlerken kolaylık sağlamak amacıyla bu faaliyetleri iki genel başlık altında toplar. Bunlar “çalışmak” ve “boş zaman kullanmak”tır.

 

BOŞ ZAMAN TERCİHİ VE FARKSIZLIK EĞRİLERİ

 

***Tercihler, bir malın diğer mal ve hizmetlere göre arzu edilebilirliği hakkındaki kişilerin psikolojik hisleri ve sezgileridir.

 

***Tercihler doğuştan subjektiftirler (kişisel) ve kişinin etnik yapısı, sosyoekonomik sınıfı,mesleği ve kişiliği ile ilgili faktörler tarafından potansiyel olarak etkilenirler.

 

***Bireyin buradaki amacı zamanı söz konusu iki alternatif arasında kendisine en yüksek faydayı sağlayacak şekilde paylaşmaktır.

 

Farksızlık Eğrisi: Üzerindeki her noktada farklı gelir ve boş zaman kombinasyonları ile aynı fayda düzeyini gösteren eğridir.

 

***insanların kullanabilecekleri zaman miktarı sabit olduğundan, insanların daha fazla çalışıp para kazanmaları durumunda, doğal olaraktüketebilecekleri boş zaman miktarı azalacaktır. Eğri bu nedenle negatif eğimlidir.Kesişmezler.

 

***Üzerindeki her noktada fayda düzeyi aynıdır.

 

***Orijine yaklaştıkça boş zaman miktarı gittikçe azalır.

 

***İktisatın temel konularından olan Nedret (kıtlık) Kanunu’na göre miktarı azalan şey değerlenecektir. Bu durum farksızlık eğrilerinin konveks(dış bükey) olmalarına neden olur.

 

***Farksızlık eğrileri ayrıca orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini göstermek (I2 nin fayda düzeyi  > I1 ‘nin fayda düzeyi) ve kesişmemek özelliklerinede sahiptirler

 

FAYDA MAKSiMiZASYONUNUN iKiNCi UNSURU:TÜKETiM iMKÂNLARI

 

Bütçe Kısıtı: Ücret oranı ve ücret dışı gelir veri iken bireyin elde edebileceği bütün gelir ve çalışma süresi kombinasyonlarını gösteren eğridir.

 

***Boş zaman miktarı orijinde “0” (çalışma süresi 100 saat) iken A noktasına doğru gidildikçe artmakta (çalışma süresi azalmakta)dır.

 

***Bütçe kısıtı kişinin piyasada kazanacağı ücret oranı veri iken mümkün olabilen bütün farklı gelir ve çalışma süresi kombinasyonlarını gösteren doğrudur.

 

***Ekonomik açıdan doğrusal bütçe kısıtı, ücret oranının sabit olduğu ve çalışılan süre ile birlikte değişmeyeceği anlamına gelir.

 

***Çalışılan süre arttıkça eğim artacaktır.

 

Bütçe kıstın özellikleri

 

*Negatif eğilimli olması boş zaman miktarı arttıkça gelirin azalacağını ifade eder. 

*Bütçe kısıtının eğiminin ücret oranına eşit olması

*Ücretlerde ve ücret dışı gelirdeki değişmeleri bütçe kısıtı  ile göstermek mümkündür

 

 

BiREYiN FAYDASINI ENÇOKLAYAN ZAMAN KULLANIM TERCiHi

 

Faydasını  maksimize etmek (azamileştirmek) isteyen birey;

* Mümkün olabilen en uzaktaki farksızlık eğrisinin üzerinde bulunmak isteyecek

* Bütçe kısıtının ötesine geçemeyecek

 

 

Fayda En çoklaması ve Çalışmama Kararı

 

***Emek piyasasında bulunmakla elde edilecek fayda çalışmanın kişiye yükleyeceği maliyetin üstünde ise emek piyasasında bulunmak birey açısından kârlıdır.

 

***Farksızlık eğrisinin bütçe kısıtını köşe noktasından kesmesi “köşe çözümü” (corner solution)

 

***Farksızlık eğrisinin muntazam bir şekilde kavisli olmak yerine daha dik çizilmesinin temel sebebi; “bireyin boş zamanının değerli olması” dır.

 

Kavisli bir farksızlık eğrisinde;  Belirli bir miktar çalışma süresi artışı için daha az gelir artışı

 

Dik bir farksızlık eğrisinde; Aynı miktar çalışma süresi artışı için bireye daha fazla gelir artışı

 

ÜCRET ORANINDAKİ DEĞİMELER VE GELiR VE iKAME ETKİLERİ

 

Gelir Etkisi: Ücret sabitken gelir değişimine bağlı olarak çalışma süresinin nasıl değişeceğini gösteren etkidir.

 

***Boş zaman, gelir arttığında talebi artan normal bir mal olduğundan, bu durumda birey daha fazla boş zaman satın alarak çalıştığı süreyi azaltır.

 

İkame Etkisi: Gelir sabitken ücret değişimine bağlı olarak çalışma süresinin nasıl değişeceğini gösteren etkidir.

 

***Ücret oranının düşük seviyelerinde artışların,ikame etkisinin daha baskın olması nedeniyle çalışma süresini artar.

 

***Ücret oranının ve çalışma sürelerinin yeterince yüksek olduğu durumda ise ücret artışlarının gelir etkisinin daha kuvvetli olmasına neden olması, çalışma süresini azaltır.

 

Bireysel Emek Arz Eğrisi

 

*Geriye Kıvrımlı Bireysel Emek Arz Eğrisi: Düşükücret düzeylerinde ikameetkisi sebebiyle pozitif,yüksek ücret düzeylerindeise gelir etkisi sebebiylenegatif eğimli arz eğrisidir.

 

***İkame etkisi baskın olduğu için ücret arttığında çalışma süresi de artar

***Gelir etkisi daha kuvvetli kabul edildiğinden, ücret artışlar› çalışma sürelerinin azalmasına neden olur.

 

Piyasa Emek Arz Eğrisi

 

Piyasa Emek Arz Eğrisi: Emek piyasasında çeşitliücret düzeyleri ile çalışmasüreleri arasındaki ilişkiyigösteren eğridir.

 

***Piyasa kişilerden oluştuğuna göre, çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki şahısların tek tek çalışma sürelerini toplarsak o ücret düzeyinde piyasadaki toplam emek arz miktarı bulunur.

 

*** Piyasanın genelinde ikame etkisinin daha baskın olması, piyasa emek arz pozitif eğimli olmasını sağlamaktadır.

 

***Ücret oranı yükseldikçe giderek daha çok sayıda insan gelir etkisi altına girebileceğinden, eğrinin artış hızı yavaşlayacak, bir başka deyişle eğri dikleşmeye başlayacaktır.

 

 

EMEK ARZ KARARI VE ÜCRET ORANLARI 

 

Emek arz eğrisi çizilirken dikey eksen de olmasının  nedenleri

 

*Ücretler ölçülebilir nitelikte iken mesleğin diğer özellikleri böyle değildir.

*Her ne kadar bazı kimseler için emek arz kararında ücret dışı unsurlar etkili olabilse de pek çok kişi bu kararı ücret oranlarına bakarak vermektedir

*Ücret oranı bir mesleğin daha esnek özelliklerindendir.

 

 

***Bir mesleğin zorluğu/kolaylığı, çalışma koşulları, kökleri derinde olan ve yavaş değişen özellikleridir.

 

 

***Ücret oranı aydan aya değişebilir.

 

 

EMEK ARZINI ETKiLEYEN ÜCRET DIŞ UNSURLAR

 

_Diğer Ücret Oranları:

 

* Bireyler, emek arzı ile ilgili kararlarını verirlerken sadece çalıştıkları işte aldıkları ücretlerle ilgilenmezler.

 

*** Arz eğrisinin sola kayması “arz azalması” olarak adlandırılır.

 

_Ücret Dışı Gelir: Emek arz eğrisinin sağa doğru kayması arz artışı olarak adlandırılır.

 

 

_Bireylerin Boş Zamanı Tercih Etmeleri : İşlerin ücretlerinde bir değişme olmadığı hâlde, bireylerin boş zamanlarının çeşitli nedenlerle daha değerli/değersiz oluşu emek arzını etkileyecektir.,

 

*** Ücrette bir değişme olmasa emek arzı artacak, arz eğrisi sağa doğru kayacaktır.

 

*** Bireyler boş zamanı tercih ederlerse emek arzı azalacak, emek arz eğrisi sola doğru kayacaktır.

 

 

_işlerin Ücret Dışı Yönleri : Ücretler değişmemiş bile olsa çalışma koşulları bozulan işlerde eskisine oranla daha az işçi çalışmak isteyecek, emek arzı azalarak arz eğrisi sola doğru kayacaktır.

 

_ işçi Sayısının Artması :

Bir emek piyasasında işçi sayısının artması iki unsura bağlıdır.

1.                              Doğum oranının ölüm oranından fazla olmasıdır.

2.                               Emek göçü

 

***Zaman içinde tıp teknolojisinde; ulaştırma, su ve arıtma sistemlerinde sağlanan gelişmeler ölüm oranlarını azaltmış, nüfusun artmasını sağlamıştır.

 

 

 

 

 

 

//////////// // 3. ÜNİTE ////////////////

 

 

 TEK DEĞİŞKEN FAKTÖRÜN EMEK OLMASI DURUMUNDA EMEK TALEBİ

 

 

*** Emek piyasasının en belirgin özelliği emek talebinin “türetilmiş” bir talep olmasıdır.

 

 

*** İnsanlar mallar ve hizmetleri bizatihi onlardan sağladıkları fayda sebebiyle talep ederlerken emek, işverenler tarafından “bir şey üretmek amacıyla” talep edilir.

 

 

Herhangi bir tür emeğe olan talep iki şeye bağlıdır:

(1) Ürünün üretilmesinde emeğin ne derece verimli olduğu,

(2) O ürünün piyasa değeri,

 

 

Kısa dönem emek talebi incelenirken kullanılacak yaklaşım ile emek talebi iki unsur :

 (emek verimliliği ve ürün fiyatı)

 

Üretimde iki temel dönem :

 

Kısa dönem: Firmanın üretimde kullandığı girdilerden bazılarını (örneğin emek ve ham madde) arttırabildiği ancak sermaye miktarını ve üretim kapasitesini değiştiremediği zaman dilimini

 

 

Uzun dönemi: Firmanın bütün üretim faktörlerini değiştirebildiği, yeni makineler satın alıp yeni binalar inşa edebildiği zaman dilimini göstermektedir.

 

 

Üretim Fonksiyonu: Veri faktör miktarlarında ve teknoloji düzeyinde üretilebilecek çıktı miktarını gösteren matematiksel bir eşitliktir.

 

*** Q üretimi, K sermayeyi, L emek faktörünü ve T üretim için gerekli olan teknik bilgiyi gösterir.

 

Marjinal Karar alma Kuralı

 

• Firmalar kâr maksimizasyoncusudur.

• Firmalar üretim için sadece emek ve sermaye kullanırlar

• Firmaların bulunduklar› ürün ve emek piyasaları tam rekabetçidir (yani ürün fiyatı ve ücretler veridir).

• Emek maliyeti ücretten oluşur ve işgücü tamamen homojendir.

 

Toplam, Marjinal ve Ortalama Ürün Eğrileri ile Üretim ve istihdam Kararı

 

Toplam Ürün (TP): Firmanın kısa dönemde sermaye miktarı sabitken farklı düzeylerde işgücü istihdam ederek elde ettiği üretim miktarıdır.

 

 

Emeğin Ortalama Ürünü(APL): işgücü başına düşenüretim miktarıdır. Toplamürünün emek miktarınabölünmesi ile bulunur.

 

***Marjinal ürün geometrik olarak her istihdam düzeyinde toplam ürün eğrisine çizilen teğetlerin eğimidir

 

*** Ortalama ürün ise geometrik olarak toplam ürün eğrisinin her noktasını orijinle birleştiren doğruların yatay eksenle yaptığı açılara göre çizilir.

 

 

Emeğin Marjinal Ürünü (MPL): Sermaye sabitken emek girdisinin bir birimarttırılması sonucundatoplam üründe meydanagelen değişikliktir.

 

Azalan Verimler Kanunu: Üretim faktörlerinden birisisabit tutulurken diğerfaktörün miktarı 

arttırıldığında toplam üründeki artışın bir noktadan sonra azalacağını ifade eden iktisat kanunudur.

 

 

Emeğin Marjinal Ürün Geliri(MRPL): Son işe alınanişçinin toplam üründesağladığı artışın parasalkarşılığıdır. 

 

 

Kısa Dönemde Denge istihdam Düzeyinin Belirlenmesi

 

***Kârını azamileştirmek isteyen işveren işe alacağı son işçinin firmaya sağladığı parasal getiri (MRPL) maliyetinden (W) büyük olduğu müddetçe istihdamı arttıracak, MRPL=W olduğunda ise istihdamda durma noktasına ulaşılacaktır.

 

 

Firmaya kârını azamileştirme imkânı sağlayan denge istihdam kuralı

W = MRPL veya W = MPL x MR

 

 

Rekabetçi bir firma için MR = P (Fiyat) : W = P x MPL veya W/P = MPL

 

 

Kısa Dönem Emek Talep Eğrisi: Sermaye ve diğerbütün faktörler sabitkenücret oranı ile firmanınemek talep miktarıarasındaki ilişkiyi göstereneğridir.

 

 

Eğrinin pozitif eğimli kısmının dikkate alınmamasının sebebi : o bölgede artan verimlilikler söz konusu olduğu için istihdamı arttırmanın firma açısından daha kârlı olmasıdır.

 

 

Piyasa Emek Talep Eğrisi: Piyasanın tamamının emek talebi ise piyasadaki bütün firmaların taleplerinin yatay toplamı ile elde edilir.

 

 

***Malın fiyatı düştüğü zaman her işçinin marjinal ürün geliri düşer. Bu ise firmaların emek talep eğrilerinin sol içe doğru kaymasına sebep olur.

 

 

ÜRETiM FAKTÖRLERiNiN TAMAMININ DEĞİŞKEN OLMASI DURUMUNDA EMEK TALEBİ

 

***Firma uzun dönemde hem sermaye hem de emek miktarlarını değiştirme imkânına sahiptir.

 

 

__Faktörler Arası ikame: Eş Ürün Eğrileri :Bir firmanın belirli bir miktarda üretimi sağlayabilmesi için kullanabileceği çeşitli emek ve sermaye kombinasyonlarını gösteren eğridir.

 

Eş Ürün Eğrilerinin Özellikleri

*Negatif eğimli olmaları 

*Orijinden bakıldığında dış bükey olmaları

* Orijinden uzaklaştıkça daha yüksek üretim düzeyini göstermesi

 

 

Marjinal Teknik ikame Oranı: Üretim miktarısabitken sermayenin emekyerine kullanılabileceği(ikame edeceği) orandır.

 

 

__Faktör Fiyatları: Eş Maliyet Doğruları: Sermayenin maliyeti ve ücret oranı veri iken bir firmanın belirli bir miktardaki parasıyla (üretim bütçesi) satın alabileceği bütün farklı sermaye ve emek kombinasyonlarını gösteren eğridir.

 

Eş Maliyet Doğrularının Özellikleri

*Negatif eğimli olmaları

*Eğiminin sabit ve faktör fiyatlarının birbirine oranına (w/r) eşit olması

*Üretim bütçesindeki değişikliklerin eş maliyet doğruları ile gösterilebilmesi

*Faktör fiyatlarındaki değişikliklerin eş maliyet doğruları ile gösterilebilmesi

 

 

Eş Ürün Eğrisinin Kavisliği ve Faktörler Arası ikame : Faktörlerin birbirlerini hiç ikame etmedikleri” ve “faktörlerin birbirlerini mükemmele oldukça yakın bir şekilde ikame ettikleri”

 

 

***Eğrinin kavislik derecesi arttıkça faktörler arası ikame kolay, kavislik derecesi azalıp eğri “L” formunda olduğu gibi köşeli hâle yaklaştıkça faktörler arası ikame zordur.

 

Ölçek Etkisi: Ücret artışı veya azalışı sonucunda firmanın optimal üretim düzeyinin değişmesine bağlı olarak emek talebinde meydana gelen değişmedir.

 

 

ikame Etkisi: Ücret oranındaki bir değişmeye bağlı olarak sermayenin emek yerine kullanılması nedeniyle emek talebinde meydana gelen değişmedir.

 

KISA VE UZUN DÖNEM TALEP EĞRİLERİ

 

__Uzun Dönem Emek Talep Eğrisi: Hem emek hem desermaye faktörleri değişkenolduğunda ücret oranı ilefirmanın istihdam düzeyiarasındaki ilişkiyi göstereneğridir.

 

 

İki talep eğrisi arasındaki temel fark :

*Kısa dönem emek talep eğrisinin ücret değişimine daha az duyarlı (daha az esnek-inelastik), uzun dönem emek talep eğrisinin ise daha duyarlı (daha esnek-elastik) olmasıdır.

*Kısa dönemde emek talebi sadece ölçek etkisi sebebiyle azalırken, uzun dönemde ikame etkisi de emek talebinin daha fazla artmasına sebep olmaktadır.

 

 

 

EMEK TALEBiNi ETKiLEYEN ÜCRET DIŞI UNSURLAR

 

*Ürün Talebindeki Değişmeler : “Emek talep artışı” olarak isimlendirilen bu değişme, talep eğrisinin bütün olarak sağa kayması ile gösterilir.

 

*Verimlilik Değişmesi: Emek verimliliğindeki bir artışı-ürün fiyatlarındaki düşme ile tümüyle giderilmediği taktirde- marjinal ürün gelirini de arttıracaktır.

 

*işveren Sayısı: Piyasaya yeni işverenler girerse emek talebi de buna bağlı olarak artacak, emek talep eğrisi sağa kayacaktır.

 

*Diğer Üretim Faktörlerinin Fiyatları:

_Sermaye, toprak ve ham madde fiyatlarındaki değişmeler emek talep eğrisini sağaveya sola kaydırabilir.

_Emeğin fiyatı sabitken sermayenin fiyatındaki bir artış sermaye kullanımını azaltıp emek kullanımını arttıracaktır.

_Emeğin ücreti sabitken-sermaye fiyatında meydana gelen bir düşüş emek talebini arttırırken, sermayenin fiyatının yükselmesi emek talebini azaltacaktır.

 

 

 

 

 

/////////////// 4.ÜNİTE////////////////

 

 

::::::::::::::EMEK PİYASASI  DENGESİ ::::::::::::::::::::

 

 

REKABETÇİ PİYASALARDA EMEK PİYASASI DENGESİ

Tam Rekabet Piyasasında Tek Ücret Kanunu

 

Tam Rekabetçi Emek Piyasası: İşlerin veişgücünün homojen ve çoksayıda olduğu, şeffaflık veemek hareketliliğinin tamolduğu, sendikaların olmadığı bir emek piyasasıdır. 

Tam rekabetçi bir emek piyasası için aşağıdaki varsayımlar kabul edilmektedir:

 

• Firmalar kârlarını, işçiler ise faydalarını azamileştirme şeklindedirler.

 

• Piyasa şeffaftır.

 

• Firmalar ve işçiler piyasadaki işler ve ücretler hakkında tam bilgiye sahiptirler.

 

• Piyasada homojenite vardır. İşçiler beceri ve verimlilik bakımından, işler ise ücret dışı gelirler ve çalışma şartları bakımından homojendirler (birbirinin aynı özelliklere sahip).

 

• iş piyasasında çok sayıda işçi ve işveren vardır, sendikalar yoktur.

 

• Piyasadaki bütün işler işçilerin rekabetine açıktır. İşçinin bir işten diğerine geçişini engelleyen kıdem şartı veya firma içinden elemanların işe alınması gibi kurumsal engeller yoktur. Mobilite (emek hareketliliği) maliyetsizdir.

 

 

Denge Ücreti: Emek arz ve talebini eşitleyen ücrettir. İşsizliğin olmadığı bu ücret düzeyine piyasayı temizleyen ücret de denilir.

 

 

Tam rekabet piyasasında denge kararlı bir dengedir.

 

Emek miktarı=L

Ücret oranı=W

 

Denge ücretinde (WTR) emek arzı emek talebine eşit olup işsizlik olmadığından, buna piyasayı temizleyen ücret oranı da (market clearing wage rate) denilir.

 

EMEK  TALEP ESNEKLİK TÜRLERİ 1) Ed =0 * tam inelastik talep :  ücret oranındaki artış emek talebini hiç etkilemiyorsa emek talebi 0 dır

 

2) Ed =1à birim esnek talep : emek talebindeki yüzde değişim ücretteki yüzde değişime eşittir. Emek talep eğrisi hiperbol şeklindedir.

 

 

3) Ed = 8 à tam esnek talep : eğer firma cari ücret düzeyinde bütün işçileri istihdam etmeye istekli fakat bu ücretin üzerinde hiçbir işçi istihdam etmeyecekse tam esnek söz konusudur

 

4) 0< Ed< 1 à esnek olmayan talep : ücret oranındaki yükselme veya düşüşler istihdamda oransal olarak daha düşük değişmelere neden olur. 5) 1< Ed <8 à esnek talep : emek talebindeki yüzde değişim ücret oranındaki yüzde değişimden büyüktür.

Emeğin fiyatı olan ücretin temel belirleyicileri emek arzı ve talebidir.

Emek talep esnekliğini etkileyen unsurlar : Emek talebinin esnekliğini belirleyen faktörler alfred Marshall ve john R. Hicks tarafından özetlenmiştir.

 

 

Marshall – Hicks türetilmiş talep kanunları :

 

 

1) Ürün talep esnekliği : - ürün talebinin fiyat esnekliği ne kadar yüksekse emek talebi de o ölçüde esnektir. – Nihai ürün talebinin fiyat esnekliği yüksekse, fiyat artışının yol açacağı satış ve üretim azalışı büyük olur. – Ürün talebi esnek değil ise , ücret artışı nedeniyle maliyetlerde oluşan artış fiyat yoluyla tüketiciye yansıtılabilir. Ürün talebiyle tğretilmiş talep kanunun 2 özelliği vardır.

 

*a) Diğer şeyler sabitken firmanın faaliyet gösterdiği ürün piyasası ne kadar rekabetçi ise, o firmanın emek talep eğrisi o ölçüde esnektir

 

*b) Piyasanın tümü için emek talep eğrisi tek bir firmanın emek talep eğrisine göre daha az esnektir. (daha dik )

 

2) Emek maliyetinin toplam maliyet içindeki payı

 

- toplam maliyet içinde emek maliyetinin payı ne kadar fazla ise emek talebi o kadar esnektir.

 

- Emek maliyetinin toplam maliyet içindeki payının düşük olması, emek talebini ücret artışlarına karşı duyarsız hale getirir ve işçilere avantaj sağlar. Bu özelliğe önemsiz olmanın önemi adı verilir.

 

 

3) Diğer üretim faktörlerinin ikame edilebilirliği

 

-üretimde emeği diğer faktörlerle ikame edebilmek ne kadar kolaysa emek talebi o kadar esnektir

 

 

4) Diğer üretim faktörlerinin arz esnekliği

 

- Diğer üretim faktörlerinin arz esnekliği ne kadar büyükse emek talebi o kadar esnektir.

 

 

Tam Rekabetçi Alt Piyasalarda Dengelenme

 

Tam rekabetçi bir emek piyasasının kararlı denge hâlinde olduğunu, denge ücretinden sapmalar olsa da piyasanın zaman içinde tekrar denge ücretine döneceğini incelemiştik. Bu duruma tam rekabette tek ücret kanunu denilir.

 

Tam rekabetçi iki piyasa arasında ücret farklılıkları olabilse de bu durum uzun dönemde geçerli olmayacak ve ücretler eşitlenecektir.

 

Tek Ücret Kanunu: Tam rekabet piyasalarında kısa dönemde denge ücretinden sapmalar olabilse de uzun dönemde arz ve talep güçlerinin piyasayı tekrar denge ücretine getireceğini ifade eden kuraldır.

 

 

Tam rekabetçi bir emek piyasasının özellikleri geçerli ise iki alt piyasada (örneğin aynı mesleğin iki farklı şehirdeki piyasası) ücret farklılıkları kalıcı olmayacak, ücretler zaman içinde eşitlenecektir.

 

Tek ücret kanunu piyasan›n geneli (o mesleğin ülke genelindeki arz ve talebi) için geçerli olduğu kadar, bütünü oluşturan alt piyasalar arasında da geçerli olacaktır.

 

Piyasa Dengesinde Değişmeler

İş piyasalarının başlıca görevi, işgücünün etkin dağılımını gerçekleştirmektir.

 

Piyasanın gerek arz gerekse talep yönünün oldukça dinamik olduğu göz önünde bulundurulursa bu gerçekleştirilmesi bir hayli zor bir görevdir.

 

Talep Fazlası

 

Bir piyasada talep fazlası ya emek arzı sabitken emek talebinin artması ya da emek

talebi sabitken emek arzının azalması nedeniyle olabilir.

 

 

Talep Fazlası: Emek arz veya talep eğrilerindeki kaymaya bağlı olarak veri ücret düzeyinde emek talep miktarının emek arz miktarından fazla olması durumudur

 

 

Arz Fazlası

Emek piyasalarında piyasa dengesinin bozulmasına neden olan bir başka durum

arz fazlasıdır.

 

 

Arz Fazlası: Emek arz veya talep eğrilerindeki kaymaya bağlı olarak veri ücret düzeyinde emek arz miktarının emek talep miktarından fazla olması durumudur.

 

Arz fazlası ya talepte bir değişme yokken emek arz eğrisinin sağa kayması ile ya da arzda bir değişme yokken emek talep eğrisinin sola kayması ile meydana gelebilir.

 

Ücret Rijitliği (Katılığı ) Durumunda Dengelenme

 

Ücret Katılığı: Parasal ücretlerin; sendikalar, toplu sözleşme düzeni veya işverenlerden kaynaklanan sebeplerle azalamaması hâlidir.

 

 

Tam Rekabetçi Bir Firma İçin Ücret ve İstihdam Düzeylerinin Belirlenmesi

 

Emek arz eğrisinin sonsuz esneklikte olması veri ücret düzeyinde firmanın ücreti değiştirmeksizin dilediği kadar işçi çalıştırabileceğini göstermektedir.

 

Emek talebi ile ilgili ürün piyasasında tam rekabetçi bir firmanın marjinal ürün geliri eğrisinin (MRPL) aynı zamanda emek talep eğrisine (DL) eşit oldu¤u bulunmuştu.Tam rekabet piyasasında bu eğri aynı  zamanda marjinal ürün değerine de (VMP) eşittir

 

 

Marjinal Ürün Değeri: İlave işçinin istihdam edilmesi ile para birimi cinsinden toplumun sağladığı ekstra üretimi gösterir. Son işçinin verimliliği ürün fiyatı ile çarpılarak bulunur.

 

 

 

Ürün piyasasında tam rekabetçi bir firma için emek talebi (DL) aynı zamanda marjinal ürün gelirine ve marjinal ürün değerine de eşit olacaktır.

 

 

Emek piyasasında tam rekabetçi olan bir firma için ücret zaten piyasada belirlendiğinden, burada belirlenecek tek şey vardır: istihdam düzeyi.

 

*TEKELCİ BİR FİRMA İÇİN PİYASA DENGESİ

 

Tekelci bir ilaç firmasının sekreter istihdamı buna örnek olarak verilebilir. Sekreterler hemen

hemen bütün firmalarda çalıştırıldıkları için emek piyasasının bu durumda tam rekabete yakın olduğu düşünülebilir.

 

Ürün piyasasında tam rekabetçi bir firma, fiyat alıcısı konumunda olduğundan ürettiği bütün malları piyasada oluşan fiyata göre satmak durumundadır. Firma bütün satışlarını aynı fiyattan yapacağı için, sattığı sonuncu birim maldan elde ettiği gelir (marjinal gelir) aynı zamanda malın fiyatına eşit olmaktadır.

 

Tekelci bir firma daha çok mal satabilmek için fiyatı düşürmek zorundadır.

 

 

*OLİGOPOLCÜ BİR FİRMA İÇİN PİYASA DENGESİ

Oligopol piyasası, bildiğiniz gibi endüstrideki üretimin büyük bir kısmının az sayıda firma taraf›ndan  yapıldığı  bir piyasa türüdür. Oligopol piyasasında firmaların üretim, satış , yatırım ve reklam planlarında karşılıklı bağımlılık söz konusudur.

 

Bir firmanın bu değişkenlerle ilgili bir manüpülasyonu diğer firmaların buna misillemede bulunmalarına neden olmaktadır. Bu tür piyasalarda işkolundaki toplam üretimin büyük bir kısmını gerçekleştiren az sayıda büyük firma emek piyasasında da etkilidir

 

ÜCRET BELİRLEMESİNDE MARJİNAL VERİM TEORİSİNE İKİ ALTERNATİF MODEL

 

Etkin Ücret Teorileri

Neoklasik  teorinin kabuletmediği ücret artışlarınınişgücü verimliliğiniarttıracağını  savunan teoridir.

 

 

 

Etkin Ücret Teorisinde Ücret-Verimlilik Bağlantısı: Etkin Ücret Modelleri

1-Beslenme modelleri

2-Kaytarma modeli

3-İşçi devri modeli

4-Seçim modelleri

5-Sosyolojik model

 

 

Etkin Ücret Modelleri: Etkin ücret teorisi açısından ücret artışlarının verimliliği hangi mekanizmalarla

arttıracağını açıklayan beş farklı modeldir.

 

Beslenme Modelleri: Ücret artışlarının işgücünün daha iyi beslenmesini sağlayacağını bunun ise işgücünü daha sağlıklı ve güçlü kılarak daha verimli çalışmasını sağlayacağını  ileri süren modellerdir.

 

Yüksek ücret alan işçiler daha iyi beslenirler ve fiziksel açıdan daha güçlü olurlar.

 

Bu model özellikle az gelişmiş ülkeler için geçerlidir.

 

Kaytarma Modeli: İşgücünün denetlenmedi¤i durumlarda kaytarma eğiliminde olduğunu savunan modellerdir. Buna göre işçilere piyasa ücretinin üstünde ücret verilmesi işten çıkarılmasının fırsat maliyetini arttıracağı için işçiler kaytarmamayı tercih edeceklerdir

 

İşçi Devri Modeli: işgücüne piyasa denge ücretinin üstünde ücret ödenmesinin işçi devrini düşürerek

verimliliği arttıracağını savunan etkin ücret modelidir.

 

Bir firmanın maliyetlerini arttıran faktörlerin başında yüksek işçi devri girer.

 

Seçim Modelleri : Piyasa ortalamasının üstünde ücret vermek firmayı işgücü piyasasında “cazibe merkezi” hâline getirebilir. Piyasadaki işçilerin büyük çoğunluğu yüksek ücret veren firmada çalışmak isteyeceğinden firma açık pozisyon ilan ettiğinde çok sayıda başvuru ile karşı  karşıya kalacaktır.

 

Sosyolojik Modeller: işçi işveren ilişkisini karşılıklı hediye değişimi olarak açıklayan etkin ücret modelleridir. Buna göre işveren işçiye hediye olarak ücret verirse işçiden buna karşılık yüksek çalışma

gayreti alır.

 

işverenin işçiye verebileceği en önemli hediye yüksek ücret ve iyi çalışma koşullarıdır. Buna karşılık işçinin işverene sunabileceği hediye “yüksek çalışma gayreti” dir.

 

 

ücret teorilerinden çıkarılacak sonuç şudur. Marjinal verim teorisini savunanların “ücretler yükseldiğinde işgücü verimliliği değişmez” varsayımı çeşitli durumlarda söz konusu olmayabilir ve ücret yükselmelerinin verimliliği de arttırması için önemli gerekçeler mevcuttur.

 

Bu durumda piyasada oluşan denge ücret düzeyi kârını maksimize etmek isteyen işverenin asla ayrılamayacağı  ücret düzeyi olmaktan çıkabilmektedir.

 

 

İÇSEL EMEK PİYASALARI

 

Neoklasik teoriye göre emek piyasası;

 

- işçilerin işler için sürekli ve açık bir şekilde rekabete girdikleri,

-benzeri şekilde işverenlerin de işçileri cezbetmek ve işgücü sağlamak amacıyla fiyat arttırma konusunda rekabette bulundukları “dengede olan bir piyasadır.

 

İçsel emek piyasalarında firmadaki istihdam süreçleri basamaklandırılmıştır.

 

Bu firmalar sadece başlangıç düzeyi için dışarıdan (piyasadan) işçi alırlar; bunun dışındaki eleman ihtiyaçları bir alt basamaktaki işgücünü terfi ettirmek suretiyle karşılanır.

Bu sistem firmada çalışan işçileri dışarıdaki işçilerin rekabetinden de korumaktadır